Selçuk Yücel Kişisel Web Sayfasına Hoşgeldiniz!

VERGİYİ DOĞURAN OLAY

VERGİYİ DOĞURAN OLAY

1. GİRİŞ

Vergiyi doğuran olay, Vergi Usul Kanunu’nun 19. maddesinde ifade edildiği gibi, vergi kanunlarının vergiyi bağladıkları etkinliğin gerçekleşmesi veya hukuki durumun tamamlanmasıyla ortaya çıkar. Bu durumda vergi alacağı doğar ve vergi mükellefi için vergi borcu oluşur. Yani, vergiyi doğuran olay gerçekleştiği an, idarenin de vergi alacağı doğar.

Veriyi Doğuran Olay, tanımlanmamaktadır. Yalnızca hukuki sonuca bağlayan işlem, olay ifade edilmektedir. Buna göre vergiyi doğuran olay her vergide kendi kanunlarında tanımlanacaktır.

Vergi Usul Kanunu’nun 3. maddesi, vergilendirmede vergiyi doğuran olayın ve bu olaya ilişkin işlemlerin gerçek niteliğinin önemli olduğunu belirtir. Vergiyi doğuran olayın ve bu olaya ilişkin işlemlerin gerçek mahiyeti, yemin dışında her türlü delille kanıtlanabilir. Ancak, vergiyi doğuran olayla ilgisi açık ve doğal olmayan şahit ifadeleri kanıt olarak kabul edilmez. Vergi Usul Kanunu’nun 9. maddesi ise vergiyi doğuran olayın yasaklanmış olması durumunda bile mükellefiyeti ve vergi sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.

Vergiyi doğuran olayın kesin ve açık bir şekilde tanımlanması, vergi tahsilatında adaletin sağlanması açısından önemlidir. Vergi idaresi, vergi alacağının doğuşunu etkileyen olayları ve bu olaylara ilişkin muameleleri objektif bir şekilde değerlendirmelidir. Ayrıca, vergi mükelleflerine daha fazla açıklık sağlamak, vergi hukukunun öngördüğü hak ve yükümlülükleri anlamalarını kolaylaştırmak için rehberlik ve eğitim faaliyetlerine daha fazla önem verilmelidir.

Bu çalışma, Türk Vergi Mevzuatı’ nda ki vergiyi doğuran olayla ilgili konuları ele almış ve Danıştay kararları ile muktezalar ışığında incelenmiştir. Uygulamada ortaya çıkan çeşitli sorunlar dikkate alınarak çözüm önerileri sunulmuştur. Bu çalışmanın amacı, vergiyi doğuran olayın doğru bir şekilde belirlenmesi ve uygulanmasına yönelik mevzuattaki olumsuzlukları ortaya koymak ve çözüm yolları önermektir. 

2. VERGİYİ DOĞURAN OLAYIN ÖNEMİ

A-Vergiyi Doğuran Olay ve Sonuçları

Vergiyi doğuran olayın belirlenmesi, vergilendirme açısından büyük önem taşır. Bu olayın gerçekleşmesiyle birlikte devletin vergi alacağı doğar. Vergi mükellefi için vergi borcu oluşurken, devlet için vergi alacağı şeklinde bir ilişki ortaya çıkar (Tosuner ve Arıkan, 2005: 76).

Vergi borcunun oluşması için verginin konusunun var olması gerekli olmakla birlikte, tek başına yeterli bir şart değildir. Vergi borcunun oluşması için hem verginin konusunun var olması hem de vergiyi doğuran olayın gerçekleşmesi gerekmektedir. Vergi yükümlüsü, verginin konusuyla kanunun öngördüğü şekilde ilişki kurmalıdır (Şenyüz, 2005: 48).

Vergi borcu Vergiyi Doğan Olayın meydana gelmesiyle mi, yoksa vergi dairesinin yapmış olduğu tarh ve tahakkuk işlemleriyle mi doğar ? Vergi borcunun doğuşu konusunda iki farklı görüş bulunmaktadır.

1-Birinci görüşe göre;

Vergi borcunun, vergiyi doğuran olayın meydana gelmesi anından itibaren doğduğunu ileri süren müellifler, başka hiçbir idari işleme olmadığını savunmaktadırlar. Şöyle ki: “vergi mevzuu ile mükellef arasında kanunun aradığı şartlar meydana gelir gelmez vergi borcu doğmuş sayılır. Ayrıca, vergi borcunun doğması için herhangi bir idari muameleye lüzum yoktur." Meşhur İtalyan maliyecisi Giannini, vergi borcunun vergiyi doğurucu olayın husule gelmesi ile kendiliğinden vücut bulması halini, haksız fiil sonucunda tazmin borcunun doğmasına benzetmektedir. Haksız fiilin vücuda gelmesiyle nasıl tazmin borcu derhal doğuyorsa vergiyi doğurucu olayın meydana gelmesi ile de vergi borcu derhal kendiliğinden doğmaktadır. Bu esastan herhangi bir ayrılma olacaksa -ki uygulamada pek nadirdir- kanunda açıkça belirtilmesine gerek vardır, demektedir. Bununla beraber bu tezi savunanlar, vergiyi doğuran hadse ile verginin tahsil edilerek hazine veznesine girmesi arasında bir takım idari muamelelerin yapılmasına gerek bulunduğunu kabul etmiyor değildirler. Ancak, bu idari işlemlerin vergi doğurucu olay ile esasen doğmuş bir borcun sadece tarh ve tahakkukunu sağlamaktan başka bir rolleri olmadığına inanmaktadırlar(Aksoy, 1996,sh.52)

2-İkinci görüşe göre,

Vergi borcu, vergi dairesinin tarh ve tahakkuk işlemiyle doğar. Diğer bir görüşe göre ise vergi borcu, vergiyi doğuran olayın gerçekleşmesiyle birlikte doğar. Vergiyi doğuran olayın gerçekleşmesi, vergi borcunun doğuşu için ön koşuldur. Ancak verginin ilgili kişi veya kurum tarafından tarh edilmesi de gereklidir (Tuncer, 2003: 134). Yani vergi borcunun doğuşu için vergiyi doğuran olayın gerçekleşmesi gerekli bir şarttır ancak yeterli değildir.

Vergi borcunun doğuşu, verginin tespit edilmesi ve tahakkuk ettirilmesi sürecine bağlıdır. Vergi dairesi tarafından yapılan tarh işlemiyle birlikte vergi borcu resmi olarak ortaya çıkmaktadır. Vergiyi doğuran olayın gerçekleşmesi, vergi borcunun temelini oluştururken, tarh işlemi de bu borcun resmi bir şekilde tespit edilmesini sağlamaktadır.

Vergiyi doğuran olayın doğru bir şekilde tespit edilmesi, vergi sisteminin etkinliği ve adil bir şekilde işlemesi açısından büyük önem taşımaktadır. Vergi idaresi, vergiyi doğuran olayın gerçek mahiyetini objektif bir şekilde değerlendirmeli ve vergi yükümlülerine açıklık sağlamalıdır. Ayrıca, vergi mevzuatında açık ve anlaşılır hükümlerin yer alması, vergi borcunun doğuşuyla ilgili belirsizlikleri azaltacaktır.

Görüldüğü gibi “Vergi borcunun doğuşunun vergiyi doğuran olaydan sonra yapılan idari işlemlere bağlı olduğunu ileri sürenler Bu gruba giren müellifler, vergi borcunun doğuşunu vergiyi doğuran olaydan sonra, yetkili memurların idari işlemlerine bağlamaktadırlar. Diğer ifade ile, devletin vergi alacağının doğması için vergiyi doğuran olaydan sonra vergi dairesinin tarh ve tahakkuk işlemlerini tamamlaması icab eder. Aksi halde, mükellef için bir vergi borcundan bahsedilemez, demektedirler Gerçekten bu görüşü savunanların başında gelen Fransız müellifi Gaston Jeze vergi borcunun ihdası için, vergiyi doğuran olayın önemi inkâr etmemektedir. Hatta Jeze, vergi borcunun hesaplanmasında tarh usulü ile nisbetin tespiti için, vergiyi doğuran olayın meydana geldiği zaman yürürlükte bulunan kanun hükümlerinin, hukuki öneminin büyüklüğünü kabul etmiş bulunmaktadır.

Jeze nin bu görüşünü şu şekilde özetlemek mümkündür. Ceza hukukunda suç işlenmesinden sonra suçlunun hukuki durumu, ancak hakimin veya mahkemenin hükmü ile belirlendiğine göre, vergi borcunun doğuşu açısından da, vergiyi doğuran olayın meydana gelmesinden sonra vergi idaresi tarafından tarh ve tahakkuk muamelelerinin yapılması şarttır. Nasıl ki suç doğuran olay olmadan da, hakim ceza uygulayamazsa, aynı şekilde vergiyi doğuran olay olmadan da vergi dairesinin vergi salması mümkün değildir. Muhakkak, vergiyi doğuran olaydan sonra, idarenin tarh ve tahakkuk işlemlerini tamamlayarak, mükellefin vergi borcunu tespit etmesi gerekir. Nitekim, hukuken ferdi cezaların hakim veya mahkeme kararı olmadan kendiliğinden yürürlüğe girmemesi gibi, vergiyi doğuran olaydan itibaren kendiliğinden doğan ve yürürlüğe giren bir vergi borcunun da olmaması gerekir.

Damervalle tarafından ileri sürülen bir görüşte ise, vergi borcunun un ihdasında vergiyi doğuran olayın hiç bir önemi olmadığı vergi borcunu idari işlemlerin doğurduğu ifade edilmektedir. Bu görüşe göre vergiyi doğuran olayın, idarenin yetkilerini kullanması için bir şart olmaktan başka bir hukuki neticesi bulunmamaktadır(Aksoy, 1996,sh.51-52)

Vergiyi doğuran olay, vergi kanunlarının soyut hükümlerinin somut olaylara uygulanması sonucunda gerçekleşen zenginleşmeleri ifade eder. Bu olaylar, alım-satım, hizmet sunumu, ithalat, ücretsiz mal devirleri, kiralama gibi somut işlemlerle ortaya çıkar. Vergi kanunlarındaki hüküm vergilendirme olayının hukuki sebebini oluştururken, vergiyi doğuran olay ise bu olayların maddi sebebini oluşturur (Şenyüz, 2005: 48).

Vergi borcunun doğuşu, vergiyi doğuran olayın meydana gelmesine bağlı bulunmaktadır. Diğer bir ifadeyle, vergi borcu vergiyi doğuran olayın meydana gelmesine bağlı olarak doğmaktadır Çünkü :

a - Vergi borcunun hesaplanmasında, vergi matrahının ve nisbetinin tespitinin, vergiyi doğuran olayın meydana geldiği zamanda, yürürlükte olan kanunların hükümlerine göre yapılması gerekir

b-Vergi borcunu sona erdiren, murürü zamanın başlangıç tarihide vergiyi doğuran olaya bağlı bulunmaktadır. Vergi borcunun tarh ve tahsil zaman aşımları, vergiyi doğuran olay tarihi veya ona bağlı bir tarih olmaktadır.

c-Veraset ve İntikal vergisinde, henüz tarh ve tahakkuk işlemi yapılmamış olan, bir vergi borcunun, mirasçılara intikal emesi de bu borcun mirasçılara intikal etmesi vergiyi doğuran olaya bağlı olarak kendiliğinden meydana geldiğini doğrulamaktadır.

 d-Vergi borcunun, bizzat mükellef tarafından hesaplanarak, vergi dairesine ödenmesi usulünün uygulama alanının gittikçe genişlemesi ve daha ileri gidilerek, idari hiçbir işleme üzum olmadan vergi borcunun ödene bilmesi halleri, hep vergi borcunun vergiyi doğuran olaya bağlı olarak doğduğunu kuvvetlendirmektedir.

Son olarak, vergi borcunun, vergiyi doğuran olaya bağlı olarak meydana geldiğini ileri sürenlere göre, vergiden kaçınmak için vergiyi doğuran olaydan önce alınan hukuki tedbirler meşru sayıldığı halde; son radan alınan tedbirler meşru sayılmamaktadır. Hatta, baz hallerde bu gibi davranışlar vergi kaçakçılığı sayılmaktadır

 Netice olarak diyebiliriz ki, vergi borcu vergiyi doğuran olayın meydana gelmesiyle doğar ve verginin o zamanki; yürürlükte olan kanun hükümlerine göre tarh ve tahakkuk ettirilmesi gerekir. Ayrıca, mürürü zaman açısından da vergiyi doğuran olayın meydana gelmesi büyük önem arz etmektedir. Çünkü vergi ilişkisinde zaman aşımının başlangıcı olarak genellikle vergiyi doğuran olayın meydana geldiği tarih kabul edilmektedir

B. Verginin Konusu İle Vergiyi Doğuran Olay İlişkisi

Her vergi, belirli bir konuya dayanır. Bu konu, bir mal, bir hizmet veya bir işlem olabilir. Vergi, bu konular üzerinden tahsil edilir ve gelir, harcamalar ve servet üzerinden alınan vergiler şeklinde sınıflandırılır. Ancak verginin mükellefleri, mal, hizmet veya işlem değildir. Verginin mükellefleri, vergi kanunlarına göre belirli bir ilişkiye giren kişiler veya kurumlardır. Vergi borcu, verginin konusuyla kişi veya kurumlar arasındaki ilişkiler sonucunda ortaya çıkar. Vergi kanunlarında belirtilen bir malın edinilmesi, bir hizmetin alınması, bir alım-satım işlemi, mülkiyetin değişmesi, ölüm gibi durumlar vergiyi doğuran olayları oluşturabilmektedir (Tuncer, 2003: 132). Bunun yanı sıra vergiyi doğuran olay, bir sözleşme, bir durum, bir üretim, bir tüketim veya bir olay da olabilir (Nadaroğlu, 1996: 237). Kısacası, vergiyi doğuran olay, verginin konusuyla verginin mükellefi arasında bağlantı kurulmasını sağlayan bir olaydır. Vergi sisteminin adil ve etkili bir şekilde işlemesi için vergiyi doğuran olayların doğru bir şekilde belirlenmesi ve uygulanması önemlidir.

B-Vergiyi Doğran Olay ve Geriye Yürümezlik İlkesi;

Vergi yazınında istisnai görüşler haricinde ,vergi alacağının tabii olduğu hukuki rejimin vergiye doğuran olayın meydana geldiği zamanı hukuki rejimi olduğu kabul edilmektedir. Bu bakımdan vergi normu ancak yürürlükte olduğu dönemde meydana gelen vergiyi doğuran olaylara uygulanabilecektir. Dolayısıyla verginin unsurlarını belirleyen bir normun zaman bakımından kapsamı vergiyi doğuran olaya bağlı olarak tespit edilecektir.Bu itibarla, gerçek geriye yürüme ve gerçek olmayan geriye yürüme ayrımı yapılırken tamamlanıp tamamlanmadığı dikkate alınacak hukuki durum, ilişki ve olay vergiyi doğuran olay olacaktır. Dolayısıyle yasa ile belirlenen vergiyi doğuran olayın oluşumunu tamamladıktan sonra yasal değişikliğe gidilerek geçmişe dönük uygulaması gerçek geriye yürüme; vergiyi doğuran olay başlamakla birlikte henüz oluşumunu tamamlamadan yeni yasanın geriye dönük uygulanmasıgerçek olmayan geriye yürüme olmaktadır.(Özgüven,V.2007 Sh. 78-79)

Türk yargı organlarınca da çoğunlukla sözü edilen ayrım yapılırken vergiyi doğuran olay veri olarak alınmaktadır. Ancak kimi zaman vergiyi doğuran olay yerine başka donelere bakıldığı veya yasanın lafzına göre vergiyi doğuran olayın tespit edildiği veyahut hiç bir done dikkate alınmadan yasanın gerekçesine atıf yapıldığı gözlenmektedir. (Özgüven , V.2007. Sh. 81)

C-Vergiyi Doğuran Olayın Diğer özellikleri;

Vergilendirme sürecinin başlangıcında ve sonunda vergiyi doğuran olayın etkisi bulunmaktadır. Vergiyi doğuran olayın doğru bir şekilde tespit edilememesi durumunda tahakkuk zamanaşımı ve tahsil zamanaşımı sürelerini doğru bir şekilde belirlemek mümkün olmayacaktır. Vergiyi doğuran olayın etkisiyle, emlak ve veraset intikal vergisi hariç diğer vergilerde, vergi idaresi tarafından 5 yıl içinde tarh ve tahakkuk ettirilemeyen vergi zamanaşımına uğrar. Vergiyi doğuran olay ile zamanaşımı arasındaki ilişkiyi basit bir örnek üzerinden açıklayacak olursak, bir tüccarın 31 Aralık’ta elde ettiği kazancı 3 ay sonra yıllık gelir vergisi beyannamesine dahil ederken, 1 Ocak’ta elde ettiği kazancı yaklaşık 15 ay sonra beyan ettiğini düşünelim. Dolayısıyla, verginin vadesi ve zamanaşımı sürecinin başlaması açısından vergiyi doğuran olayın büyük önemi bulunmaktadır (Tosuner ve Arıkan, 2005: 76-77).

Vergiyi doğuran olayın belirlenmesi, birçok sebepten dolayı büyük önem taşır. Beyanname, ödeme ve bildirime ilişkin sürelerin belirlenmesi, vergi mükelleflerinin vergi yükümlülüklerini zamanında yerine getirmelerini sağlar. Vergi cezalarının tatbiki, vergi kanunlarının ihlali durumunda uygulanacak cezaların doğru bir şekilde belirlenmesini sağlar. Gecikme faizi, vergi borcunun zamanında ödenmemesi durumunda uygulanan faiz oranını belirler. Vergi zamanaşımı, vergi alacaklarının belirli bir süre içinde tahakkuk ettirilmemesi durumunda zamanaşımına uğrayacağı süreyi belirler. Tarh ve tahakkuka ilişkin hükümlerin uygulanması ise vergi borcunun doğru bir şekilde tespit edilmesini ve tahakkuk ettirilmesini sağlar. Bu nedenlerle, vergiyi doğuran olayın doğru bir şekilde belirlenmesi, vergi uygulamalarının etkin ve adil bir şekilde gerçekleştirilmesi için büyük öneme sahiptir (Özyer, 2001: 63).

Vergiyi doğuran olayın vergi hukukunda büyük önemi vardır çünkü vergi alacağının oluşabilmesi için bir vergiyi doğuran olaya ihtiyaç vardır. Vergiyi doğuran olayın gerçekleşmesi, mükellefin yükümlülüklerini yerine getirmesi ve vergi idaresinin vergilendirme yetkilerini kullanması açısından büyük önem taşır (Mutluer, 2004: 87). Vergi kanunlarımızda vergiyi doğuran olaylar ayrı ayrı belirtilmiştir ve bu konu daha detaylı olarak çalışmanın ilerleyen bölümlerinde ele alınmıştır.

3. GELİR ÜZERİNDEN ALINAN VERGİLERDE VERGİYİ DOĞURAN OLAY

Türk vergi sisteminde, gelir ve kurumlar üzerinden alınan vergiler Gelir Vergisi ve Kurumlar Vergisi olarak bilinir. Bu vergilerde, vergiyi doğuran olay olarak gelirin elde edilmesi kabul edilmiştir. Gelir vergisinde, yedi farklı kazanç unsuru bulunmaktadır. Ticari ve zirai kazançlarda, vergi borcunun doğması gelirin tahakkuk etmesiyle ilişkilendirilmiştir. Bu durumda, vergi borcu, malın satışı veya alacakların doğması gibi işlemlerin gerçekleşmesiyle oluşur (Pehlivan, 2005: 68). Danıştay kararlarından birine göre, ticari kazançlarda vergiyi doğuran olay, malın satışı veya alacakların doğmasıyla tamamlanmaktadır (Kızılot, 1994: 1777). Öte yandan, serbest meslek kazançları ve gayrimenkul sermaye iratlarında tahsilat esası benimsenmiştir. Başka bir deyişle, bu durumlarda vergiyi doğuran olay, nakit veya hesap yoluyla tahsilat işleminin gerçekleşmesiyle ortaya çıkar.

Vergiyi doğuran olayın gelir vergisindeki önemi, vergi borcunun gelirin elde edilmesiyle ilişkilendirilmesine dayanır. Gelir vergisi, gelirin elde edildiği anda veya tahsil edildiği anda uygulanabilen bir vergi türüdür. Ticari ve zirai kazançlarda verginin tahakkuk esasıyla belirlenmesi, işletmelerin gerçek gelirlerini doğru bir şekilde yansıtmasını sağlar. Serbest meslek kazançları ve gayrimenkul sermaye iratlarında ise tahsilat esası benimsenmiştir. Bu durumda, vergi ödemelerinin gerçekleştiği zaman vergiyi doğuran olayın gerçekleştiği kabul edilir. Vergiyi doğuran olayın doğru bir şekilde belirlenmesi, vergi sisteminin işleyişinde önemli bir rol oynar. Vergi mükellefleri, vergiyi doğuran olayların gerektirdiği şekilde vergi ödemelerini gerçekleştirmeli ve vergi kanunlarının öngördüğü düzenlemelere uymalıdır (Pehlivan, 2005: 68). Ayrıca, vergi idaresi, vergiyi doğuran olayların doğru bir şekilde tespit edilmesi ve uygulanması için etkin denetim ve yönetim mekanizmalarını kullanmalıdır. Böylece, adil bir vergi sistemi ve toplumun güvenini sağlayacak bir vergi uygulaması mümkün olacaktır.

4. HARCAMALAR ÜZERİNDEN ALINAN VERGİLERDE VERGİYİ DOĞURAN OLAY

4.1. Katma Değer Vergisinde Vergiyi Doğuran Olay

Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 10. maddesinde vergiyi doğuran olay açıklanmıştır. Buna göre:

  1. Mal teslimi ve hizmet ifası hallerinde, vergiyi doğuran olay malın teslimi veya hizmetin gerçekleştirilmesidir.
  2. Kısım kısım mal teslimi veya hizmet yapılması mutad olan veya mutabık kalınan durumlarda, her bir kısmın teslimi veya bir kısım hizmetin gerçekleştirilmesi vergiyi doğuran olayı oluşturur.
  3. Mal tesliminden veya hizmetin yapılmasından önce fatura veya benzeri belgeler verilmesi durumunda, vergiyi doğuran olay, bu belgelerde belirtilen miktarla sınırlı olmak üzere fatura veya benzeri belgelerin düzenlenmesidir.
  4. Malın alıcıya veya alıcının adına hareket edenlere gönderilmesi durumunda, malın nakliyesinin başlaması ve nakliyeciye veya sürücüye teslim edilmesi vergiyi doğuran olaydır.
  5. Su, elektrik, gaz, ısıtma, soğutma gibi enerji dağıtımı veya kullanımlarında, bedellerin tahakkuk ettirilmesi vergiyi doğuran olayı oluşturur.
  6. İkametgâhı, işyeri, kanuni merkezi ve iş merkezi Türkiye’de bulunmayanlar tarafından yabancı ülkelerle Türkiye arasında yapılan taşımacılık ve transit taşımacılıkta, gümrük bölgesine girilmesi veya gümrük bölgesinden çıkılması anında vergiyi doğuran olay meydana gelir.
  7. Komisyoncular vasıtasıyla veya konsinyasyon şeklinde yapılan satışlarda, malların alıcıya teslim edilmesi vergiyi doğuran olaydır.
  8. İthalatta, Gümrük Kanunu’na göre gümrük vergisi ödeme mükellefiyetinin başlaması veya gümrük vergisine tabi olmayan işlemlerde gümrük beyannamesinin tescili vergiyi doğuran olayı oluşturur.

Bu maddeler, Katma Değer Vergisi Kanunu’nda vergiyi doğuran olayları açıklayarak vergi sisteminin işleyişini düzenlemektedir. Her bir madde, farklı durumları ve işlemleri kapsayarak vergiyi doğuran olayların çeşitliliğini yansıtmaktadır.

4.2. Özel Tüketim Vergisinde Vergiyi Doğuran Olay

Özel Tüketim Vergisi Kanunu’nun 3. maddesinde vergiyi doğuran olaylar şu şekilde açıklanmıştır:

  1. Mal teslimi veya ilk iktisap hallerinde, vergiyi doğuran olay malın teslimi veya ilk iktisabıdır.
  2. Mal tesliminden önce fatura veya benzeri belgeler verilmesi durumunda, vergiyi doğuran olay, bu belgelerde gösterilen miktarla sınırlı olmak üzere fatura veya benzeri belgelerin düzenlenmesidir.
  3. İthalatta, 4458 sayılı Gümrük Kanunu’na göre gümrük yükümlülüğünün doğması veya ithalat vergilerine tabi olmayan işlemlerde gümrük beyannamesinin tescili vergiyi doğuran olayı oluşturur.
  4. Komisyoncular vasıtasıyla veya konsinyasyon şeklinde yapılan satışlarda, malların alıcıya teslim edilmesi vergiyi doğuran olaydır.
  5. Kısım kısım mal teslim edilmesi mutad olan veya mutabık kalınan durumlarda, her bir kısmın teslimi vergiyi doğuran olayı oluşturur.

Bu maddeler, Özel Tüketim Vergisi Kanunu’nda vergiyi doğuran olayları tanımlayarak vergi uygulamalarının düzenlenmesini sağlar. Her bir madde, farklı durumları ve işlemleri kapsayarak vergiyi doğuran olayların çeşitliliğini gösterir. Bu sayede vergi sistemi, özel tüketim vergisinin doğru bir şekilde tahakkuk etmesini ve vergi mükelleflerinin yükümlülüklerini yerine getirmesini sağlar.

4.3. Banka ve Sigorta Muamelelerinde Vergiyi Doğuran Olay

Banka ve sigorta muameleleri vergisi, Gider Vergileri Kanunu’nun ikinci kısmında 28. maddeyle düzenlenmiştir. Bu madde, vergiyi doğuran olayı açıklamaktadır. İlgili maddenin birinci fıkrasında, banka ve sigorta şirketlerinin Finansal Kiralama Kanunu’na tabi olmayan işlemler dışında her türlü muameleleri nedeniyle nakit veya hesap yoluyla aldıkları paraların banka ve sigorta muameleleri vergisine tabi olduğu belirtilmektedir. Finansal kiralama işlemleri KDV’ye tabi olduğundan bu tür işlemler banka ve sigorta muameleleri vergisinin kapsamına dahil edilmemiştir. Aynı maddenin ikinci fıkrasında ise bankerlerin yaptıkları banka muamele ve hizmetlerinden elde ettikleri nakit veya hesap üzerinden aldıkları paraların banka ve sigorta muameleleri vergisine tabi olduğu ifade edilmektedir. Her iki fıkra da işlemlerin para karşılığı yapılmaması durumunda vergiyi doğuran olayın gerçekleşmeyeceğini belirtmektedir (Şenyüz, 2005: 274).

Bu hükümler banka ve sigorta muameleleri vergisini düzenleyerek, bankaların ve sigorta şirketlerinin yaptıkları muamelelerden elde ettikleri gelirlerin vergilendirilmesini sağlar. Vergiyi doğuran olayın gerçekleşmesi için işlemlerin para karşılığı yapılması gerektiği vurgulanırken, Finansal Kiralama Kanunu’na tabi işlemlerin ayrı bir vergilendirme rejimine tabi olduğu ve banka ve sigorta muameleleri vergisi kapsamına alınmadığı belirtilir. Bu düzenlemeler, vergi sisteminin adil ve etkili bir şekilde işlemesini ve vergi mükelleflerinin yükümlülüklerini yerine getirmesini sağlamaktadır.

4.4. Özel İletişim Vergisinde Vergiyi Doğuran Olay

Gider Vergileri Kanunu’nun 39. maddesinde "Bu maddede hüküm bulunmayan hallerde, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu hükümleri uygulanır" hükmü yer aldığından, vergiyi doğuran olaylar konusunda Katma Değer Vergisi Kanunu’nun hükümleri uygulanır. Bu nedenle, özel iletişim vergisinde vergiyi doğuran olay, telekomünikasyon hizmetinin ifası olarak kabul edilmektedir.

Özel iletişim vergisi, telekomünikasyon hizmetlerinden elde edilen gelirlerin vergilendirilmesini amaçlayan bir vergidir. Vergiyi doğuran olay, bu hizmetlerin gerçekleştirilmesidir. Telekomünikasyon hizmeti sağlayan işletmeler, müşterilere sundukları iletişim hizmetlerinden elde ettikleri gelirler üzerinden vergi ödemekle yükümlüdürler. Bu verginin doğru ve etkin bir şekilde tahsil edilebilmesi için vergiyi doğuran olayın telekomünikasyon hizmetinin ifası olarak kabul edilmesi önemlidir.

4.5. Şans Oyunları Vergisinde Vergiyi Doğuran Olay

Şans oyunları vergisinde vergiyi doğuran olay, düzenlenen şans oyununa veya at yarışına katılmaktır. Bir şans oyunu veya at yarışına katılmak için ilgili kuponun doldurulması ve ilgili yere yatırılması, vergiyi doğuran olayın gerçekleşmesini sağlar. Kuponun doldurulması, ancak yatırılmaması durumunda ise, yani şans oyununa veya at yarışına katılmama durumunda, vergiyi doğuran olay gerçekleşmeyecektir. Bu noktada, vergiyi doğuran olayın gerçekleşmesi için katılımın tamamlanması gerekmektedir. Ayrıca, yatırılan kuponun ikramiye kazanması durumunda, veraset ve intikal vergisi de doğacaktır. Bu durumda, kazanılan ikramiye üzerinden ayrıca vergi yükümlülüğü doğacaktır (Tosuner, Arıkan ve Yereli, 2005: 349).

Şans oyunları vergisi, şans oyunları ve at yarışlarının vergilendirilmesini amaçlayan bir vergidir. Vergiyi doğuran olayın katılımın tamamlanmasıyla gerçekleşmesi, vergi sisteminin adil bir şekilde işlemesini sağlar. Aynı zamanda, kazanılan ikramiyelerin de vergilendirilmesiyle vergi tabanı genişletilir ve vergi geliri artırılır.

4.6. Damga Vergisinde Vergiyi Doğuran Olay

Damga vergisi açısından vergiyi doğuran olay, vergiye tabi kâğıtların düzenlenmesidir. Damga vergisinin uygulanabilmesi için düzenlenmiş bir kâğıdın varlığı gereklidir. Vergiyi doğuran olay, işlemin gerçekleşmesi değil, işleme ilişkin kâğıdın düzenlenmesidir. Eğer bir işlem için birden fazla nüsha düzenlenmişse, her bir nüshanın düzenlenmesi ayrı bir vergiyi doğuran olayı ortaya çıkarır. Ancak kâğıt üzerinde birden fazla imza bulunması durumunda vergi sadece bir defa alınır. Yani imza sayısına göre vergi miktarı artmaz (Şenyüz, 2005: 286).

Damga vergisi, çeşitli işlemlerin hukuki ve ticari belgelerinin düzenlenmesiyle ilgili bir vergidir. Vergiyi doğuran olayın kâğıdın düzenlenmesi olduğu belirtilerek, bu düzenlemelerin vergi sistemi içindeki önemi vurgulanır. Birden fazla nüsha düzenlenmesi durumunda her bir nüshanın ayrı bir vergiyi doğuran olayı temsil ettiği ifade edilir. Ancak, aynı kâğıt üzerinde bulunan birden fazla imza, vergi miktarını artırmaz. Bu düzenlemeler, vergi tahsilatının etkinliğini sağlamak ve verginin adaletli bir şekilde uygulanmasını temin etmek amacıyla yapılmıştır (Şenyüz, 2005: 286).

4.7. Gümrük Vergisinde Vergiyi Doğuran Olay

4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 181. maddesinde vergiyi doğuran olaylar açıkça belirtilmiştir. İthalatta gümrük yükümlülüğü, iki durumda ortaya çıkmaktadır:

  1. a) İthalat vergilerine tabi olan eşyanın serbest dolaşıma girmesi.
  2. b) İthalat vergilerine tabi olan eşyanın kısmi muafiyetle geçici ithalat şeklinde ithal edilmesi.

Gümrük yükümlülüğü, ilgili gümrük beyannamesinin tescil tarihinden itibaren başlar. Yani vergiyi doğuran olay, beyannamenin tescil edildiği an itibarıyla gerçekleşir.

Ayrıca, 4306 sayılı Kanun ile getirilen Eğitime Katkı Payı’nda vergiyi doğuran olay, beyannamenin verilmesi olarak kabul edilmiştir (Özyer, 2001: 64). Bu durumda, vergiyi doğuran olay, beyannamenin yetkili makama sunulmasıyla gerçekleşir.

Bu düzenlemeler, gümrük işlemleri ve Eğitime Katkı Payı gibi özel vergi alanlarında vergiyi doğuran olayları belirlemektedir. Vergi yükümlüsü tarafından beyannamenin tescil veya sunulmasıyla birlikte vergi tahakkuk eder. Bu düzenlemeler, vergi uygulamasının doğruluğunu ve etkinliğini sağlamak amacıyla yapılmıştır.

4.8-Konaklama Vergisinde Vergiyi Doğuran Olay;

Kanunun 34 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, konaklama vergisinde vergiyi doğuran olay, verginin konusuna giren hizmetlerin sunulması ile meydana gelir. Kanunun 34.maddesi ise verginin konusuna giren hizmetler, Otel, motel, tatil köyü, pansiyon, apart otel, misafirhane, kamping, dağ evi, yayla evi gibi konaklama tesislerinde verilen geceleme hizmeti ile bu hizmetle birlikte satılmak suretiyle konaklama tesisi bünyesinde sunulan diğer tüm hizmetler (yeme, içme, aktivite, eğlence hizmetleri ve havuz, spor, termal ve benzeri alanların kullanımı gibi) konaklama vergisine tabidir. Geceleme hizmetinin; sağlıklı yaşam tesisleri, eğlence merkezleri gibitesislerin bünyesinde sunulması, vergilendirmeye etki etmez.

5. SERVET ÜZERİNDEN ALINAN VERGİLERDE VERGİYİ DOĞURAN OLAY

Türk vergi sisteminde servet üzerinden alınan vergiler arasında Emlak Vergisi, Motorlu Taşıtlar Vergisi ve Veraset İntikal Vergisi bulunmaktadır. Bu vergiler, kişilerin sahip oldukları servet değerlerine dayalı olarak tahsil edilir.

Bu servet üzerinden alınan vergiler, kişilerin sahip oldukları mal varlıklarının değerine göre hesaplanır ve vergi gelirlerinin bir kaynağını oluşturur. Bu vergiler, toplumun ekonomik kaynaklarının adil bir şekilde paylaşılmasını sağlamak ve devletin gelir elde etmesini desteklemek amacıyla uygulanır.

5.1. Veraset ve İntikal Vergisinde Vergiyi Doğuran Olay

Veraset ve intikal vergisinde vergiyi doğuran olay, karşılıksız iktisaplardır. Karşılıksız iktisaplar, veraset yoluyla ortaya çıkabileceği gibi sağlar arasında da gerçekleşebilir. Veraset yoluyla mal intikali, bir kişinin ölümü, gaipliği veya ölüm karinesine göre mal varlığının başka bir kişiye geçmesidir (Tosuner, Arıkan ve Yereli, 2005: 372).

Veraset İntikal Vergisi, bir kişinin vefat etmesi durumunda mirasçılarına veya hediye olarak servet devri yapıldığında alınan bir vergidir. Miras veya hediye yoluyla devredilen mal varlığı değerine göre vergi oranları belirlenir. Vergi, mirasçılar veya hediye alanlar tarafından ödenir. Bunun yanı sıra, veraset dışındaki yollarla mal intikali ise bir kişinin karşılıksız (ivazsız) olarak malını başka birine devretmesini ifade eder. Bu tür durumlar, karşılık beklemeden zenginleşen kişinin vergi mükellefi olduğu vergi olayını doğurur. Veraset ve intikal vergisi, kişiler arasındaki mal devirlerinde vergilendirilme amacı taşır. Vergiyi doğuran olay, malın karşılıksız bir şekilde devredilmesi veya miras yoluyla aktarılmasıdır. Bu vergi, devredilen mal varlığının değerine bağlı olarak hesaplanır. Vergiyi doğuran olayın gerçekleşmesiyle birlikte, mirasçı veya devralan kişi vergi ödeme yükümlülüğü altına girer (Mutluer, 2004: 89).

Toplumun ekonomik kaynaklarının adil bir şekilde dağılımını sağlamak ve devletin gelir elde etmesini desteklemek amacıyla veraset ve intikal vergisi uygulanmaktadır. Vergiyi doğuran olayın karşılıksız mal intikallerinde ortaya çıkması, vergi sisteminin adil ve dengeli işlemesine katkıda bulunmaktadır.

5.2. Emlak Vergisinde Vergiyi Doğuran Olay

Emlak Vergisi, kişilere ait gayrimenkullerin (arazi, bina, daire, arsa vb.) değerlerine göre hesaplanır ve mülkiyeti olan kişilerden talep edilir. Gayrimenkullerin bulunduğu bölge, metrekare değeri, yapı özellikleri gibi faktörler vergi hesaplamasında dikkate alınır. Emlak vergisinde vergiyi doğuran olay, (i) emlak sahibi olma, (ii) emlak üzerinde intifa hakkının kurulması veya (iii) emlakı sahip gibi kullanma olmak üzere üç farklı durumda gerçekleşmektedir (Özyer, 2001: 66).

İlk olarak, emlak vergisi için vergiyi doğuran olay, bir kişinin emlak sahibi olmasıdır. Emlak sahibi olan kişi, malik olduğu emlak üzerinden vergiye tabi tutulur. Emlak vergisi, arazi, bina, daire, arsa gibi gayrimenkul varlıklarının sahipleri tarafından ödenir.

İkinci durumda, emlak üzerinde intifa hakkının kurulması vergiyi doğuran bir olaydır. Bir kişi, emlak üzerinde intifa hakkına sahip olduğunda, bu intifa hakkı doğrultusunda emlak üzerinde belli bir süre veya şekilde kullanım yetkisine sahip olur. Bu durumda, intifa hakkını elinde bulunduran kişi, emlak üzerinden emlak vergisi öder.

Üçüncü olarak, bir kişinin emlakı sahip gibi tasarruf etmesi de emlak vergisini doğuran bir olaydır. Emlak üzerinde hakimiyet veya kullanım yetkisine sahip olmak, vergiyi doğuran bir durumu oluşturur. Örneğin, bir kiralık evi işleten veya bir gayrimenkulü kullanma hakkına sahip olan kişi, emlak vergisini ödemekle yükümlüdür.

Bu üç durumda da emlak vergisinin doğabilmesi için vergiyi doğuran olayın gerçekleşmesi gerekmektedir. Emlak sahibi olma, intifa hakkının kurulması veya emlakı malik gibi kullanma, emlak vergisinin mükellefiyetini oluşturur ve verginin tahsil edilmesini sağlar. Bu düzenlemeler, toplumun emlak varlıklarının vergilendirilmesini ve vergi gelirlerinin elde edilmesini amaçlar.

5.3. Motorlu Taşıtlar Vergisinde Vergiyi Doğuran Olay

Motorlu Taşıtlar Vergisi, kişilerin sahip oldukları motorlu taşıtların (otomobil, motosiklet, kamyonet, ticari araçlar vb.) vergilendirilmesini sağlar. Motorlu taşıtların özellikleri, motor hacmi, yaşı, kullanım amacı gibi faktörler vergi miktarını etkiler.

Motorlu Taşıtlar Vergisi’nde vergiyi doğuran olay, taşıtların ilgili trafik, belediye, liman veya sivil havacılık siciline kaydedilmesi ve tescil edilmesidir. Bu kayıt ve tescil işlemi, taşıt sahibi gerçek veya tüzel kişi adına yapılır. Motorlu taşıtların vergilendirilmesi için bu resmi kayıt ve tescil işlemlerinin tamamlanması gerekmektedir.

Motorlu Taşıtlar Vergisi doğması için, taşıtın kaydedildiği ve tescil edildiği sicile sahip olan mercilere başvurulmalıdır. Bu işlemler tamamlanmadıkça vergi yükümlülüğü doğmamış olur. Kayıt ve tescil işlemi gerçekleştirilmedikçe motorlu taşıtlar vergisi tahakkuk etmez. Kayıt ve tescil işlemi, taşıt sahiplerinin yasal bir şekilde taşıt sahibi olduğunu belgelemek ve taşıtların trafik kurallarına uygun bir şekilde kullanılmasını sağlamak amacıyla yapılmaktadır. Bu işlem aynı zamanda Motorlu Taşıtlar Vergisi’nin mükellefiyetini oluşturur (Tosuner, Arıkan ve Yereli, 2005: 388).

SONUÇ :

Türk Vergi Hukuku’nda vergiyi doğuran olay, verginin varlık sebebini oluşturan ve vergi borcunun ortaya çıkmasına neden olan bir hukuki kavramdır. Vergi Usul Kanunu ve diğer vergi kanunlarında vergiyi doğuran olaylar belirtilmiş ve vergi yükümlülüğünün başlamasını sağlayan unsurlar belirlenmiştir.

Bu çalışmada, Türk Vergi Mevzuatı’nda yer alan vergiyi doğuran olayla ilgili konular derlenmiş ve incelenmiştir. Vergiyi doğuran olayların farklı vergi türlerine göre nasıl belirlendiği, vergi borcunun nasıl ortaya çıktığı ve vergi mükellefiyetinin nasıl oluştuğu üzerinde durulmuştur.

Vergiyi doğuran olayın belirlenmesinin vergilendirme sürecinde büyük önem taşıdığı vurgulanmıştır. Vergiyi doğuran olayın doğru tespit edilememesi durumunda vergi tahakkuk süreleri, zamanaşımı süreleri ve ceza uygulamalarının etkilenmesi söz konusu olabilir. Ayrıca vergiyi doğuran olayın belirlenmesi, vergi idaresinin yetkilerinin kullanılması ve mükelleflerin ödevlerini yerine getirmesi açısından da büyük önem taşır.

KAYNAKÇA

Aksoy, Şerafetin. (1996 ). Vergi Hukuku ve Türk Vergi Sistemi, Filiz Kitapevi, İstanbul

Tosuner, M. ve Arıkan, Z. (2005). Vergi Usul Hukuku, İzmir.

Şenyüz, D. (2005). Vergi Hukuku, Ekin Kitabevi Yayınları, Bursa.

Tuncer, S. (2003). Vergi Hukuku ve Uygulaması, Yaklaşım Yayınları, Ankara.

Özyer, M. A. (2001). Vergi Usul Kanunu, Maliye Hesap Uzmanları Derneği, Ankara.

Mutluer, K. (2004). Vergi Hukuku, Anadolu Üniversitesi Yayınları, Eskişehir.

Nadaroğlu, H. (1996). Kamu Maliyesi Teorisi, Beta Basım Yayım, İstanbul.

Pehlivan, O. (2005). Vergi Hukuku, Trabzon.

Kızılot, Ş. (1994). Danıştay Kararları ve Özelgeler (Muktezalar), Yaklaşım Yayınları, C. 2, Ankara.

Özgüven, Volkan (2007). Türk Vergi hukunda Geriye Yürümezlik İlkesi),Maliye ve Hukuk Yayınları, Ankara

Tosuner, M. Arıkan, Z. ve Yereli, B. (2005). Türk Vergi Sistemi, İlkem Ofset, İzmir.