Selçuk Yücel Kişisel Web Sayfasına Hoşgeldiniz!

VERGİ TAHAKKUKU

VERGİNİN TAHAKKUKU

I.GİRİŞ

Vergi tahakkuku, vergi idaresinin vergi mükellefine vergi borcunu tespit ettiği ve bildirdiği bir işlemdir. Vergi mükellefi, vergi idaresinin tespit ettiği vergi borcunu ödemekle yükümlüdür. Vergi borcu ödenmezse, vergi idaresi tarafından vergi cezaları gibi yaptırımlar uygulanabilir. Vergi cezaları, vergi mükellefinin vergi yükümlülüklerini yerine getirmemesi veya yasal süreler içinde beyanname vermemesi gibi durumlarda uygulanabilir. Vergi tarhiyatı, vergi idaresinin vergi mükellefine vergi borcuyla ilgili olarak yaptığı kesinleştirme işlemidir. Vergi tarhiyatı, vergi mükellefinin vergi borcu üzerindeki yasal yükümlülüğüne ilişkin sonuç doğurur. Vergi mükellefi, vergi tarhiyatına karşı itiraz hakkına sahiptir. İtiraz işlemi sonucunda vergi idaresi tarafından verilen cevap, vergi mükellefinin beklentisine yanıt vermezse, vergi mükellefi tarhiyatın dava konusu yapabilir.

Verginin tahakkuku, tarih bildirilmiş ve tebliği yapılmış bir verginin ödenme safhasına geldiğini bildiren bir kavramdır. Bir verginin ödenmesi gerekli aşamaya gelmesiyle kesinlik kazanması, genellikle eşzamanlı gerçekleşmekle birlikte, verginin tahakkuk etmesi daima verginin kesinlik kazandığı anlamını taşımaz. Verginin kesinleşmesi için idare ya da yargı organları nezdinde itiraz olanağının kalmaması gerekmektedir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, verginin tahakkuk etmesiyle kesinleşmesinin zaman bakımından çakışmadığı hukuki durumların olduğu ortaya çıkmaktadır. Bu çalışmada farklı hukuki durumlarda verginin ne zaman tahakkuk edeceği ve ne zaman kesinleşeceği irdelenecektir.

Verginin kesinleşebilmesi için idari veya yargı organları nezdinde itiraz imkânının bulunmaması gerekir. Bu açıdan değerlendirildiği zaman, vergi tahakkuku ile kesinleşmesinin zaman bakımından örtüşmediği hukuksal durumları oluşmaktadır.

  1. VERGİNİN TAHAKKUKU

Verginin tahakkuku, tarih bildirilmiş ve tebliği yapılmış bir verginin ödenme safhasına geldiğini bildiren bir kavramdır. Kanundaki bu tanıma göre artık tahakkuk eden bir vergi ödenebilir duruma gelmiştir. Ancak bir verginin tahakkuk etmiş olması verginin mutlak suretle ödeneceği anlamına gelmez. Bir diğer söyleyişle tahakkuk etmiş bir vergi henüz kesinleşmemiştir.[1]

Tahakkuk eden bir vergide, vergiyi ödemek için gerekli tüm yetkilere sahiptir ve mükellef dilerse bu vergiyi ödeyebilir. Ancak, mükellefin süresi içinde tahakkuk eden bir vergi hakkında dava açılması halinde, verginin mükelleften istenebilmesi için ilk derece mahkemesinin kararının beklenmesi gerekir. Bu ince çizgi, vergi değerlendirmesi ile verginin kesinleştirilmesi arasındaki sınırı belirler.[2]

Beyannameye dayalı vergilerde vergi aynı anda tahakkuk ettirilir ve kesinleşir. Yükümlülerin kendi beyanlarının aleyhine dava açmalarının imkânsız olması bunun nedenidir. Mükelleflerin kendi beyanları aleyhine dava açmaları genel bir kural olarak yasak olmakla birlikte, mükellefler iki durumda kendi beyanları aleyhine dava açabilmektedir. Bölümlerden ilki çekinceli beyanname vermek, ikincisi ise vergi hatalarını bulmaktır. Bu haller dışında yükümlülerin kendi beyannamelerini müzakere etmeleri mümkün olmayacağından vergi aynı anda tahakkuk ettirilir ve kesinleşir.[3]

Re’sen, ikmalen ya da idare tarafından yapılan vergi tarhlarında ise verginin tahakkuk ettirilmesiyle kesinleşmesi arasında belli bir süre yer almaktadır. Söz konusu süre, borçlunun bu değerlendirmelere karşı dava açabilmesi için tanınan 30 günlük süredir. Borçlunun bu süre içinde dava açmaması halinde, bu tarhiyatlar dava açma süresinin bittiği tarihte kesinleşir. Yükümlülerin dava açmasından sonra halinde tarhiyatlar dava sonucuna göre kesinleşebilir.[4]

  1. BEYANA DAYALI TARHİYATLARDA TAHAKKUK VE KESİNLEŞME:

2.1. Normal Beyan

Beyana dayalı vergileme, vergi mükellefi olan kişilerin vergiye tabi olan unsurlarını yine en iyi kendisinin bileceği varsayımına dayanmaktadır. 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu (VUK) 25. maddede Beyana bağlı olarak üzerinden tahsil edilen vergilerin Tahakkuk fişiyle tarh ve tahakkuk ettirileceği hüküm altına alınmıştır. Bu durumda beyan üzerinden alınan vergilerde verginin tahakkuku, mükellefin kendi beyanı üzerine tahakkuk fişi ile gerçekleşir. Bu açıklamalar VUK’un 378’inci maddesinde ifade edilen “Mükellefler beyan ettikleri matrahlara ve bu matrahlar üzerinden tarh edilen vergilere karşı dava açamazlar” hükmüyle birlikte ele alındığı zaman beyana dayalı vergilerde tahakkukun ve kesinleşme işleminin aynı aşamada gerçekleştiğini ifade etmek doğru olacaktır. Tahakkuk fişinin düzenlemesine bağlı olarak tahakkuk ettirilmiş olan vergi için, eşzamanlı olarak kesinleşme işlemi de gerçekleşmektedir. Beyana dayalı vergileme tahakkuk ve kesinleşme , eşzamanlı olarak kural olarak gerçekleşmekle birlikte vergi hataları ile ihtirazi kayıt ile sunulan beyannameler bundan istisnasını oluşturmaktadır.[5]

2.2. İhtirazi Kayıtla Beyan

İhtirazi kayıtla beyan, bir kamu kurumunun veya vergi dairesinin, bir vatandaşın ya da mükellefin beyanına dayanarak almış olduğu bir karar veya işlem hakkında mükellefin itirazda bulunması durumunda kullanılan bir hukuki yoldur. Bu itiraz, mükellefin o işlemle ilgili olarak vergi dairesi nezdinde oluşturulmuş olan kayıtta "İhtirazi Kayıt" başlığı altında yazılır. Bu şekilde yapılan itiraz, mükellefin ilgili işleme karşı hukuki haklarını saklı tutmasını sağlar ve bu hakların kullanılması için gerekli süreçleri başlatır (VUK m.378/II; İYUK m.27/III).

İhtirazi kayıtla beyan hakkı, mükellefin vergi idaresi tarafından aldığı bir işlemle ilgili olarak vergi mahkemelerinde dava açmasından önce kullanabileceği bir yoldur. Bu nedenle, mükelleflerin itiraz hakkını kullanarak, dava açma zorunluluğu olmadan sorunlarını çözme şansı elde etmeleri mümkündür. Ancak, ihtirazi kayıtla beyan hakkı sadece belli bir süre içerisinde kullanılabilmektedir. Bu süre, işlemin yapıldığı tarihten itibaren 30 gün içinde kullanılması gerekmektedir. Aksi takdirde, mükellef bu hakkını kaybetmiş olacaktır.[6]

Mükellefler vergiye tabi olup olmadığı konusunda tereddüte düştüğü veya idare ile aynı görüşü paylaşmadığı matrahları beyan ederken beyannameye ihtirazi kayıt düşerler. Beyannamenin ihtirazi kayıtla verilmesiyle beraber VUK’da yer alan mükellefin kendi beyanına karşı dava açamayacağı hükmünü aşmış olurlar. Ancak ihtirazi kayıt düşülerek verilen beyannamelere karşı dava açılması tarh ve tahakkuk ettirilen vergilerin tahsiline engel değildir.

VUK’da ihtirazi kayıtla verilen beyannamelere dair bir düzenleme bulunmamakta, bu hususa ilişkin hüküm İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda (İYUK) yer almaktadır. İYUK’un 27’nci maddesinde yer alan “..ihtirazi kayıtla verilen beyannameler üzerine yapılan işlemlerle tahsilat işlemlerinden dolayı açılan davalar, tahsil işlemini durdurmaz.” hükmü ile ihtirazi kayıt düşülen beyannameler için dava yolunun açık olduğu ancak bu durumun verginin tahsiline bir etkide bulunmayacağı açıkça belirtilmiştir. İhtirazi kayıtla verilen beyannameler dava konusu yapılsa da, vergi yürütmeyi durdurma kararı alınmadıkça normal vade tarihinde ödenecektir. O halde ihtirazi kayıt düşülerek verilen beyannameler söz konusu olduğunda verginin tahakkuku ile kesinleşmesi aynı anda gerçekleşmemektedir. Tahakkuk fişi ile tahakkuk ettirilen verginin kesinleşmesi yargı organları nezdinde itiraz olanağının tükenmesi ile gerçekleşir.

2.3. Vergi Hataları

Vergi hataları, mükellefin yaptığı beyana karşı dava açılabilecek bir diğer husustur. VUK m. 378’de mükellefin kendi beyanına karşı dava açamayacağına dair hükmün sonrasında “bu kanunun vergi hatalarına ait hükümleri mahfuzdur” denilerek vergi hatalarının bu genel hüküm dışında kaldığı belirtilmiştir.

Vergi hatası, VUK m. 116’da vergilendirmede ya da vergiye müteallik hesaplarda yapılan hatalardan dolayı haksız yere eksik ya da fazla vergi alınması şeklinde tanımlanmıştır. Vergi Usul Kanunu'na göre, vergi hataları, vergi beyannameleri, vergi tarhiyatı, vergi incelemesi veya vergi tahakkuk işlemleri sırasında yapılan hataları ifade eder. Vergi hataları genellikle, matematiksel hatalar, yanlış beyanlar veya hukuki hatalar şeklinde ortaya çıkarlar. Vergi hataları, vergi mükellefleri açısından oldukça önemlidir çünkü yanlış beyanlar veya matematiksel hatalar, mükelleflerin daha fazla vergi ödemesine veya cezai işlemlerle karşı karşıya kalmasına neden olabilir. Vergi mükellefleri, vergi beyannamelerinde veya diğer vergi işlemlerinde yapılan hataları fark ettiklerinde, Vergi Usul Kanunu'na göre belirli bir süre içinde Vergi Dairesine başvurarak bu hataları düzeltebilirler. Bu süre, vergi beyannameleri için beyanname verme süresi içinde, vergi tarhiyatı için tarhiyatın tebliğ edildiği tarihten itibaren 30 gün içinde, vergi incelemesi için incelemenin bittiği tarihten itibaren 30 gün içinde ve vergi tahakkuk işlemleri için ise tahakkuk işleminin yapıldığı tarihten itibaren 5 yıl içinde olmak üzere değişiklik gösterebilir.[7]

Vergi mükellefleri, vergi hatalarını düzelttiklerinde, vergi borçlarına uygulanan faiz oranlarının da düşmesine yardımcı olurlar. Bu nedenle, vergi mükelleflerinin, vergi beyannamelerinde veya diğer vergi işlemlerinde yapılan hataları düzeltmek için Vergi Dairesi'ne başvurmaları önemlidir.

Vergi hatası konusunda idarenin de doğal olarak mükellefin de bunun düzeltilmesine yönelik yasal hakları vardır. VUK m. 121’de idare tarafından tereddüt edilmeyen açık ve kesinleşmiş vergi hatalarının re’sen düzeltileceğine dair ifadeden sonra, aleyhlerine düzeltme gerçekleştirilen kişilerin söz konusu düzeltmelere karşı vergi mahkemelerinde dava açma hakkının olduğu ifade edilmiştir.

Bununla birlikte VUK m. 122’de mükelleflerin, vergi muamelelerindeki hatalarda düzeltmeye gidilmesini vergi dairesinden yazıyla talep edebilecekleri hüküm altına alınmıştır. Dava açma süresinin geçmesinin ardından yapılan düzeltme talepleri reddedilmiş olan mükellefler şikayet yoluyla Maliye Bakanlığına müracaat edebilirler. (VUK md.124).

2.4. Pişmanlık ve Islah Hükümlerinden Yararlanılarak Beyan

Vergi hukuku açısından da, pişmanlık ve ıslah hükümleri uygulanabilir. Vergi mükellefleri, vergi beyannamelerini veya vergi ödemelerini zamanında yapmadıkları veya vergi kaçırdıkları durumlarda, vergi idaresiyle işbirliği yaparak pişmanlık ve ıslah hükümlerinden yararlanabilirler.

Vergi kaçıran veya vergi ödemelerini zamanında yapmayan mükellefler, pişmanlık beyanında bulunarak vergi idaresine başvurabilirler. Bu beyanlar sonucunda, vergi idaresi tarafından ceza ve faizlerde indirim yapılabilir veya tamamen affedilebilir. Ancak, bu hükümlerden yararlanmak için öncelikle beyan edilen vergi borcunun tamamının ödenmesi gerekmektedir. Ayrıca, pişmanlık beyanı sadece vergi kaçıran veya vergi ödemelerini zamanında yapmayan mükellefler için geçerli değildir. Vergi beyannamelerinde yanlış beyanda bulunan veya vergi beyannamelerini zamanında vermeyen mükellefler de pişmanlık beyanında bulunarak, ceza ve faizlerde indirim yapılmasını talep edebilirler.[8]

Özetle, pişmanlık ve ıslah hükümleri, vergi kaçıran veya vergi ödemelerini zamanında yapmayan mükelleflere avantaj sağlayan bir yol olabilir. Ancak, beyan edilen vergi borcunun tamamının ödenmesi gerektiği unutulmamalıdır.[9]

VUK 371. maddede sıralan koşul ve kayıtla, beyana dayalı olan vergilerde vergi ziyaı cezasını gerekli kılan fiilleri işleyen mükelleflerle bunların işlemesine dahil olan diğer kişilerin kanuna uygun olmayan hareketlerini ilgili makamlara kendisinin dilekçeyle haber vermesi durumunda haklarında vergi ziyaı cezasına hükmedilmez. Beyana dayalı vergilendirmenin zayıf yönlerini kapatmak ve sisteme işlerlik kazandırmak için mükelleflere tanınan söz konusu imkandan faydalananlar tarafından yapılacak beyanlar kesinleşme ve tahakkuk bakımından normal beyan hükmüne sahiptir. Bu durumda VUK’un söz edilen maddede yazılı olarak belirtilen kayıt ve koşuşlarla ıslah ve pişmanlık hükümlerinden yaralanmak suretiyle beyanname vermiş olan mükelleflere vergi ziyaı konusunda ceza kesilmeyecek fakat normal beyannamelerdeki gibi bu mükelleflerde de yapmış oldukları beyana karşı VUK m. 378 gereği dava açamayacaklardır. Ortaya konulan beyanla birlikte yargı ve idarenin önünde itiraz imkanı kalmadığından dolayı pişmanlığa bağlı yapılan beyanlar konusunda da verginin tahakkuku ve kesinleşmesi eşzamanlı gerçekleşecektir.

  1. İKMALEN VE RE’SEN TARH EDİLEN VERGİLERDE TAHAKKUK VE KESİNLEŞME

İkmalen tarh edilen vergiler, vergi idaresinin incelemesi sonucunda ortaya çıkan vergi borçlarıdır. Bu vergi borcu, mükellefin beyan ettiği vergi matrahı ve vergi ödemeleri üzerinden hesaplanan vergi tutarından daha fazla olduğu tespit edilmişse, vergi idaresi tarafından ikmalen vergi tarh edilir. Bu vergi tutarı, vergi mükellefi tarafından ödenmesi gereken kesinleşmiş bir vergi borcu olarak kabul edilir.[10]

Re'sen tarh edilen vergiler ise, vergi idaresinin kendiliğinden vergi borcu oluştuğu durumlarda vergi mükellefi üzerine tahakkuk ettirdiği vergilerdir. Örneğin, vergi mükellefi vergi beyannamesi vermemişse veya vergi beyannamesinde yer alan bilgiler eksik veya yanlış ise, vergi idaresi tarafından re'sen vergi tarh edilir. Bu vergi borcu, vergi mükellefi tarafından ödenmesi gereken kesinleşmiş bir vergi borcu olarak kabul edilir.

Her iki durumda da, vergi idaresi tarafından tarh edilen vergi borcu, vergi mükellefi tarafından ödenmesi gereken kesinleşmiş bir vergi borcu olarak kabul edilir. Vergi mükellefi, vergi borcunu ödememe durumunda, vergi idaresi tarafından vergi ziyaı cezası ile karşı karşıya kalabilir ve borçlarını ödemeden vergi beyannamelerini de veremez.

İkmalen ve re’sen yapılmış olan tarhiyatlar mükelleflere ihbarnameyle tebliğ edilmektedir. Böyle şekilde yapılan tarhiyatlarda verginin kesinleşmesi mükellefin takip edeceği yönteme bağlı olarak değişmektedir. İkmalen tarh edilen vergiler ve re'sen tarh edilen vergiler de tahakkuk ve kesinleşme prensipleri uyarınca kesinleşmiş bir vergi borcu olarak kabul edilir ve ödenmesi gerekmektedir (VUK m.24).

3.1. Mükellefin Dava Yoluna Gitmemesi

Vergi tahakkuku, vergi idaresinin vergi mükellefine yönelik olarak vergi borcunu tespit ettiği ve bildirdiği bir işlemdir. Vergi mükellefi, vergi idaresinin tespit ettiği vergi borcunu ödemekle yükümlüdür. Ancak, vergi mükellefi, vergi idaresinin tahakkuk ettirdiği vergi borcuyla ilgili olarak dava açma hakkına sahiptir (İYUK m. 7/I, II, b).

Vergi mükellefinin dava açmama sebepleri arasında vergi borcunun yasal olarak doğru bir şekilde tahakkuk ettirildiğinin düşünülmesi, borcun ödendiğinin kanıtlanması, borcun zamanaşımına uğraması, vergi idaresinin usulsüzlüklerinin bulunması gibi durumlar yer alabilir. Ancak, vergi mükellefi, vergi idaresinin tespitlerinin hatalı olduğunu düşünüyorsa ve vergi borcunu ödememeye karar verirse, vergi idaresi tarafından vergi cezaları gibi yaptırımlarla karşılaşabilir.[11]

Bu nedenle, vergi mükellefi, vergi idaresinin tahakkuk ettiği vergi borcunu ödemekle yükümlüdür. Ancak, vergi mükellefi, vergi borcunun doğru bir şekilde tahakkuk etmediğine inanıyorsa, dava açma hakkını kullanarak vergi idaresinin tespitlerini mahkeme yoluyla değerlendirebilir.[12]

VUK m. 34’te ikmalen ve re’sen tarh edilmiş olan vergilerin ihbarnameyle ilgililere tebliğ olunacağı ifade edilmiştir. İYUK m. 7’de vergi mahkemelerinde dava açma süresinin, vergi, harç, resim gibi mali yükümler ile bunların ceza ve zamlarından kaynaklı uyuşmazlıklarda tebliğ tarihini takip eden günden başlamak üzere otuz gün olduğu belirtilmiştir. Mükelleflerin söz konusu otuz günlük süreçte ikmalen veya re’sen yapılan tarhiyatları dava konusu etmemeleri halinde verginin tahakkuku ve kesinleşmesi söz konusu olacaktır. Bu durumda ikmalen ve re’sen tarhı söz konusu olan vergiler, mükellefin yargıya başvurmaması halinde, ihbarnamenin tebliğ edilme tarihi itibariyle otuz gün sonrasında tahakkuk etmekte ve kesinleşmektedir.

3.2. Mükellefin Tarhiyatı Dava Konusu Yapması

Vergi tahakkuku işlemi, vergi idaresinin vergi mükellefine vergi borcunu tespit edip bildirdiği bir işlem iken, vergi tarhiyatı ise vergi idaresinin vergi mükellefine vergi borcuyla ilgili olarak yaptığı kesinleştirme işlemidir. Vergi tarhiyatı, vergi mükellefinin vergi borcu üzerindeki yasal yükümlülüğüne ilişkin sonuç doğurur. Vergi mükellefi, vergi tarhiyatı işlemine karşı itiraz hakkına sahiptir. İtiraz işlemi sonucunda vergi idaresi tarafından verilen cevap, vergi mükellefinin beklentisine yanıt vermezse, vergi mükellefi tarhiyatın dava konusu yapabilir. Bu durumda, vergi mükellefi, dava açarak, vergi tarhiyatı işleminin hatalı olduğunu veya yasalara aykırı olduğunu iddia eder.[13]

Vergi mükellefi, vergi tarhiyatına karşı dava açarken, vergi borcunu ödemeyi ve idari itiraz sürecini tamamlamayı unutmamalıdır. Ayrıca, vergi davaları oldukça teknik ve karmaşık süreçler içerebileceğinden, bir avukat ya da vergi danışmanından hukuki destek almak da faydalı olabilir. Vergi mükellefi, vergi tarhiyatına karşı itiraz hakkını kullanabilir ve itirazın sonucuna göre dava açarak tarhiyatın hatalı olduğunu veya yasalara aykırı olduğunu iddia edebilir. Ancak, vergi borcunu ödemeyi ve idari itiraz sürecini tamamlamayı unutmamalıdır ve gerektiğinde hukuki destek almalıdır.[14]

İYUK m. 7’de ifade edilen süre içinde vergi mükellefinin tarhiyata karşı dava açma hakkı vardır. İYUK m. 27’de vergi uyuşmazlıkları konusunda davaların açılmasının tarh edilen vergi, harç ve resimlerle benzeri mali yükümler ile bunların ceza ve zamlarının dava konusu edilen bölümünün tahsil işlemlerini durduracağı hüküm altına alınmıştır.

Mükellefin tarhiyatının dava konusu olması durumunda vergi tahakkuk etmemektedir. Vergi mahkemesi tarafından tarhiyatı kısmen ya da tamamen onaylanması durumunda verginin tahakkuku mahkeme kararı çerçevesinde hesaplanan vergiyle ilgili ihbarnamenin tebliğiyle gerçekleşecektir. Vergi mahkemesinin mükellefin aleyhine vermiş olduğu kararın mükellefe tebliğ edilmesiyle ödenmesi gerekli aşamaya gelen, yani tahakkuk etmiş olan vergi hala kesinleşmiş değildir. İYUK m. 46’da vergi mahkemeleri tarafından alınan nihai kararlarının, kararın tebliğ edilme tarihini takip eden otuz günlük süreçte, Danıştay’da temyiz edilebileceği belirtilmiştir, bu halde devam eden durum yargı organları önünde tarhiyata karşı itirazda bulunma olanağı olduğundan dolayı vergi kesinleşmemiştir. Eğer vergi mahkemesi tarafından tarhiyata onay veren kararının tebliğinden itibaren otuz gün içinde mükellef, Danıştay’a müracaatta bulunmazsa vergi mahkemesi kararıyla tahakkuk eden vergi, Danıştay’a başvuru süresinin sonunda kesinleşecektir.

Mükellef, vergi mahkemesi tarafından verilen karara otuz günlük süreçte Danıştay’a temyiz başvurusu yaparsa verginin kesinleşmesi Danıştay tarafından verilen karara dayalı olarak düzenlenecek ihbarnamenin tebliğinin yapıldığı tarihte, verginin kesinleşebilmesi için uyuşmazlık sürecinin tamamlanması gerektiği için, yine gerçekleşmiş olamayacaktır. Fakat Danıştay tarafından verilen karara dayalı olarak düzenlenecek ihbarnamenin tebliğ edilmesiyle süreç tamamlanmış olmayacaktır. İYUK m. 54’e göre Danıştay dava daireleri ile İdari ya da Vergi Dava Daireleri Genel Kurullarınca verilen kararlarla ilgili, bir defaya mahsus kararın tebliğ edilmesini takip eden on beş günlük sürede taraflarca kararın düzeltilmesi talep edilebilir. Mükellef, sözü edilen konusu sürede böyle bir talepte bulunulmazsa on beş günün sonunda vergi kesinleşecektir.

Mükellefin kararın düzeltilmesini talep etmesi halinde ise verginin kesinleşmesi Danıştay’ın düzletme talebi konusundaki kararının tebliğiyle gerçekleşmektedir.

3.3. Mükellefin Cezada İndirim Müessesesine Başvurması

Vergi tahakkuku işlemi, vergi idaresinin vergi mükellefine vergi borcunu tespit ettiği ve bildirdiği bir işlem olup, bu borcun ödenmemesi halinde vergi cezaları gibi yaptırımlar da uygulanabilir. Vergi cezaları, vergi mükellefinin vergi yükümlülüklerini yerine getirmemesi ya da yasal süreler içinde beyanname vermemesi gibi durumlarda uygulanabilir.[15]

Vergi mükellefi, vergi cezası uygulanması durumunda, cezanın indirilmesi veya kaldırılması için vergi idaresine başvurabilir. Vergi idaresi, vergi mükellefinin başvurusunu değerlendirerek, cezanın indirilmesi veya kaldırılması konusunda bir karar verir. Vergi cezası indirim veya kaldırma başvurusunda bulunmak için, vergi mükellefinin vergi cezasına karşı itiraz etmesi gereklidir. İtiraz sonucunda vergi idaresi tarafından verilen cevap, vergi mükellefinin beklentisine yanıt vermezse, vergi mükellefi indirim veya kaldırma talebiyle birlikte dava açabilir.[16]

VUK m. 376’a göre, ikmalen ve re’sen tarhedilmiş vergilerle aynı maddede yer verilen indirimlerden arta kalan cezaların, tebliğden itibaren otuz günlük sürede vergi dairesine müracaat edilerek vadesinde ya da 6183 sayılı kanunda ifade edilen türden teminat gösterilmek suretiyle vade bitiminden itibaren üç aylık sürede ödeneceği beyan edilirse vergi ziyaı cezasıyla ve özel usulsüzlük cezalarında indirime gidilir.

Mükelleflerin ihbarnamenin tebliğ edilmesinden sonraki otuz günlük süreçte VUK m. 376’da yer alan cezada indirim müessesesinden yararlanmayı talep ettiklerini beyan etmeleri durumunda otuz günlük süre bitiminde ikmalen ve re’sen tarh edilen vergilerin tahakkukü ve kesinleşmesi gerçekleşir.

SONUÇ

Vergi uygulamalarında genellikle verginin tahakkuku ve kesinleşmesi, birbirleriyle karıştırılan fakat aralarında farklılıklar olan önemli iki kavramdır. Verginin ödenme ve zamanaşımı süresinin tespit edilmesi açısından tahakkuk ve kesinleşme zamanının tespit edilmesi gerekmektedir. Vergi tahakkuku, vergi idaresinin vergi mükellefine vergi borcunu tespit ettiği ve bildirdiği bir işlemdir. Vergi mükellefi, vergi idaresinin tespit ettiği vergi borcunu ödemekle yükümlüdür.

Vergi borcu ödenmezse, vergi idaresi tarafından vergi cezaları gibi yaptırımlar uygulanabilir. Vergi cezaları, vergi mükellefinin vergi yükümlülüklerini yerine getirmemesi veya yasal süreler içinde beyanname vermemesi gibi durumlarda uygulanabilir. Vergi tarhiyatı, vergi idaresinin vergi mükellefine vergi borcuyla ilgili olarak yaptığı kesinleştirme işlemidir. Vergi tarhiyatı, vergi mükellefinin vergi borcu üzerindeki yasal yükümlülüğüne ilişkin sonuç doğurur.

Vergi mükellefi, vergi tarhiyatına karşı itiraz hakkına sahiptir. İtiraz işlemi sonucunda vergi idaresi tarafından verilen cevap, vergi mükellefinin beklentisine yanıt vermezse, vergi mükellefi tarhiyatın dava konusu yapabilir.

Vergi borcunun kesinleşmesi ise, vergi borcunun artık itiraz ya da dava yoluyla değiştirilemeyecek hale gelmesidir. Vergi borcu, vergi mükellefi tarafından ödenmediği takdirde, icra yoluyla tahsil edilebilir. Vergi tahakkuku vergi borcunun tespit edilmesi, vergi tarhiyatı vergi borcunun kesinleştirilmesi, vergi borcunun ödenmemesi durumunda vergi cezaları uygulanması ve vergi borcunun kesinleşmesi ise borcun artık itiraz ya da dava yoluyla değiştirilemeyecek hale gelmesidir.

KAYNAKÇA

Karakoç, Y. (1997). Türk Vergi Ceza Hukukunda Pişmanlık ve Islah, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Döner Sermaye İşletmesi Yayınları, İzmir.

Kırbaş, S. (2002). Vergi Hukuku, Siyasal Kitabevi, Ankara.

Kızılot, Ş. (1994). Vergi Usul Kanunu ve Uygulaması, C. 7, Yaklaşım Yayınları, Ankara 1994,

Öncel, M., Kumrulu, A., Çağan, N. ve Göker, C. (2022). Vergi Hukuku, Turhan Kitabevi, Ankara.

Taşdelen, A. (2007). Vergi Alacağının Tahakkuku: Bir Aşama ve Bir İşlem. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 56, 279-312.

 

[1] A. Taşdelen, Vergi Alacağının Tahakkuku: Bir Aşama ve Bir İşlem. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 56 (2007 ): 279-312

[2] Muallâ Öncel, Ahmet Kumrulu, Nami-Çağan, Cevher Göker, Vergi Hukuku, Turhan Kitabevi, , Ankara, 2022, s. 250-252.

[3] Doğan Şenyüz, Vergi Hukuku Genel Hükümler, Ekin Kitabevi, Bursa 2022.

[4] Sadık Kırbaş, Vergi Hukuku, Siyasal Kitabevi, Ankara 2002, s.131.

[5] Öncel, Kumrulu, Çağan, Göker, 2022, s. 250-252.

[6] Şükrü Kızılot, Vergi Usul Kanunu ve Uygulaması, C.7, Yaklaşım Yayınları, Ankara, 1994, s.611.

[7] Öncel, Kumrulu, Çağan, Göker, 2022, s. 182.

[8] Yusuf Karakoç, Türk Vergi Ceza Hukukunda Pişmanlık ve Islah, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Döner Sermaye İşletmesi Yayınları, İzmir 1997.

[9] Karakoç, 1997.

[10] Kırbaş, 2002.

[11] Kızılot, 1994.

[12] Karakoç, 1997, s. 210, 213.

[13] Şenyüz, 2022, s. 81.

[14] Öncel, Kumrulu, Çağan, Göker, 2022, s. 106, 108.

[15] Öncel, Kumrulu, Çağan, Göker, 2022, s. 106, 108.

[16] Öncel, Kumrulu, Çağan, Göker, 2022, s. 107.