Selçuk Yücel Kişisel Web Sayfasına Hoşgeldiniz!

VERGİ TAHSİLATI

VERGİNİN TAHSİLİ

GİRİŞ

Vergi tahsili, devletin vergi kanunlarına uygun olarak mükelleflerden vergi borçlarını tahsil ettiği bir işlemdir. Vergi tahsili, bir devletin en önemli gelir kaynaklarından biridir ve kamu hizmetlerinin finansmanında kritik bir rol oynar. Vergi borçlarının tahsili, vergi idaresi tarafından yürütülen bir süreçtir ve vergi idaresi, özel yetkiler kullanarak mükelleflerden vergi borçlarını tahsil edebilir. Vergi borcunun tahsilatı için mükellefin mal varlığına el konulması, haciz, kefalet ve rehin gibi güvence tedbirlerinin alınması mümkündür.

Vergi tahsilatı sürecinde, mükelleflerin hakları ve menfaatleri korunmalıdır. Vergi borcunun kesinleşmiş olması gerekmekte ve iktisadi ve etkin yöntemler kullanılarak gereksiz masraflardan kaçınılmalıdır. Vergi tahsilatında uyulması gereken temel ilkeler, vergi mevzuatının mükelleflere yüklediği yükümlülüklerin yerine getirilmesi sürecinde mükelleflerin haklarının korunması ve işlemlerin kolaylaştırılmasıdır.

  1. KAMU ALACAKLARININ TAHSİLİ

Türk vergi hukukunda vergi alacağının tahsil aşamasına ulaşabilmesi için izlenmesi gereken süreç vardır. Bu süreç, vergiyi doğuran olayla başlar ve tarh, tebliğ ve tahakkuk aşamalarından geçerek verginin tahsil edilmesiyle son bulur.[1] Verginin yasallığı ilkesine göre vergi borcunu doğuracak vergi kanunu hükmünün bulunması gerekir. Ayrıca, vergi kanunu hükmünün uygulanabilmesi için bütçe kanunu ile verginin tahsiline izin verilmesi gerekmektedir. Bu nedenle, verginin belirli bir yılda uygulanabilmesi için hem bütçe kanununda hüküm bulunması hem de söz konusu vergiye C cetvelinde yer verilmiş olması gerekmektedir.[2] Ancak metinde belirtildiği gibi, Bütçe Kanunu’nun (C) cetvelinde yer almayan vergiler için de yasal dayanak bulunmaktadır. Bütçe Kanunu’nun (C) cetvelinin sonunda yer alan “Diğer Hükümler” başlıklı fıkra ile, herhangi bir şekilde cetvellerde yer almayan Kanun, Kanun Hükmünde Kararname, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi, Yönetmelik, Tebliğ ve diğer mevzuat ile ikili veya çok taraflı her türlü anlaşmanın gelir, tarh, tahakkuk ve tahsiline ilişkin hükümleri de yasal dayanak olarak kabul edilmiştir. Bu da demektir ki, Bütçe Kanunu’nun (C) cetvelinde yazılmamış bir vergi için dahi yürütme organı geliri tahsil etme yetkisine sahiptir.[3]

Türk Vergi Usul Kanunu (VUK) madde 19'da belirtilen "vergiyi doğuran olay" kavramı, vergi kanunları tarafından vergiyi bağladıkları olayın gerçekleşmesi veya hukuki durumun tamamlanması sonucu vergi alacağının doğması anlamına gelmektedir. Yani vergiyi doğuran olayın gerçekleşmesiyle birlikte idarenin vergi alacağı ortaya çıkmaktadır. Ancak bazı vergiler, örneğin emlak vergisi ve veraset ve intikal vergisi gibi vergilerde tarh zamanaşımı uygulaması farklılık göstermektedir. Bu nedenle, vergi alacağı vergiyi doğuran olaydan bağımsız olarak idarenin vergiyi doğuran olayın gerçekleştiği tarihi öğrendiği tarihten itibaren başlayabilir. Yani, vergiyi doğuran olay gerçekleşmiş olsa bile, vergi alacağı tarh zamanaşımı süresinin sonuna kadar ortaya çıkmayabilir.[4]

Vergiyi doğuran olayın meydana gelmesinin ardından, ilk aşama olan tarh işlemi gerçekleştirilir. VUK m. 20’de düzenlenmişi olan Tarh işlemi, vergi alacağının kanunlarda gösterilen matrah ve oranlar üzerinden vergi dairesi tarafından hesaplanarak bu alacağın miktarının tespit edilmesini ifade eder. İkinci aşama olan tebliğ VUK m. 20’de düzenlenmiştir; vergilendirmeyi ilgilendiren ve hüküm ifade eden hususların yetkili makamlar tarafından mükellefe veya ceza sorumlusuna yazı ile bildirilmesi anlamına gelir. Bu aşamada, mükellef veya ceza sorumlusu vergi borcunun varlığından haberdar edilir. Son aşama olan ve VUK m. 21’de düzenlenmiş olan tahakkuk ise, tarh ve tebliğ edilen bir verginin ödenmesi gereken bir aşamaya gelmesini ifade eder. Bu aşamada, vergi borcunun yasal olarak varlığı kabul edildikten sonra, borcun vadesine kadar artarak devam etmesi işlemi gerçekleşir.

Vergi davası açılmaması veya açılan davaların reddedilmesi durumunda, vergi borcu ödenmesi gereken aşamaya gelir ve tahsil aşaması başlar. Bu şekilde vergilendirme süreci sona erer. Beyana dayanan tarh usulü, mükellefin beyanına dayanarak verginin tarh ve tahakkuk işlemlerinin aynı anda gerçekleştirildiği bir vergilendirme yöntemidir.[5] Bu usulde, vergi tahakkuk fişi düzenlenerek vergi tarh edilir ve ödeme aşamasına gelir. Ancak, vergi kesinleşmesi için tahakkuk fişi kesilmesi gerekmektedir. Tahakkuk fişi kesilmediği takdirde vergi kesinleşemez. Beyana dayanan vergi tarhında, mükellefin tarh ve tahakkuka karşı dava açması kural olarak mümkün değildir. Ancak, vergi hatalarının varlığı (VUK m.378) ve ihtirazi kayıtla beyanname verilmesi gibi istisnai durumlarda (İYUK m.27/4) dava açılabilir.

Vergi borcuyla ilgili olarak sona erdirme işlemi gerçekleştirirken, tahsilat işlemi yalnızca bir seçenek olarak düşünülmelidir. Vergi borcunu sona erdirmenin diğer yolları arasında zamanaşımı, takas, terkin, vergi hatalarının düzeltilmesi ve reddiyesi, uzlaşma, yargı kararları, ölüm, ceza indirimleri, kanun yollarından vazgeçme, izaha davet ve vergi afları gibi farklı yöntemler bulunmaktadır. Vergi borcunu sona erdirme işlemi sadece tahsilatla sınırlı değildir. Vergi borcunun kapanmasına yardımcı olan farklı yöntemler arasında, zamanaşımı, takas, terkin, vergi hatalarının düzeltilmesi ve reddiyesi, uzlaşma, yargı kararları, ölüm, ceza indirimleri, kanun yollarından vazgeçme, izaha davet ve vergi afları yer alır.[6]

Vergi alacağının tahsil edileceği muhatabın kimliği 6183 sayılı Kanun’un m.3. maddesinde tespit edilmiştir. Vergi borcu olan gerçek ve tüzel kişiler, vergi mükellefleri, vergi sorumluları, kefiller, yabancı şahıs ve kurumların temsilcileri, kanuni temsilcileri veya mirası reddetmeyen kanuni mirasçıları, vergi idaresine karşı muhatap olarak kabul edilirler. Vergi borcunun ödenmesi gereken kişiler arasında gerçek ve tüzel kişiler, vergi mükellefleri, vergi sorumluları, kefiller, yabancı şahıs ve kurumların temsilcileri, kanuni temsilcileri veya mirası reddetmeyen kanuni mirasçıları yer almaktadır. Bu kişiler vergi idaresiyle karşı karşıya kalmıştır.

Vergilendirme süreci, tarh, tebliğ ve tahsil aşamalarından oluşur. Bu aşamaların her biri, hukuki nitelikleri bakımından birer idari işlem olarak kabul edilir. Ancak tahakkuk aşaması idari işlem olarak kabul edilmez. Tahakkukun idari işlem olarak kabul edilmeme nedenleri, aşağıda detaylı bir şekilde açıklanacaktır.

İdari işlem, kamu gücüne dayanan ve idare hukukuna uygun olan, uyuşmazlık halinde ise idari yargıya tabi olan işlemlerdir. İdari işlemin unsurları beş başlık altında toplanmaktadır. Bu unsurlar yetki, şekil, sebep, konu ve amaçtır.[7] Yetki unsuru, idari işlemi yapabilme ehliyetine sahip olunması gereken unsurdur. Şekil unsuru ise idari işlemin doğru ve usulüne uygun şekilde yapılıp yapılmadığını ifade eder. Sebep unsuru, idareyi işlemi yapmaya sevk eden nedeni ifade ederken, konu unsuru ise idari işlemin hukuk âleminde meydana getirdiği değişikliği belirtir. Amaç unsuru ise yapılan idari işlemin hangi amaçla yapıldığını ifade eder.[8] Bir işlemin hukuka uygun olabilmesi için belirtilen bu beş unsur bakımından değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu unsurların tamamının uygun şekilde yerine getirilmesi, işlemin hukuka uygun olduğu anlamına gelir. İdari işlemler, kamu gücünün kullanılması açısından önemli olduğundan, unsurların doğru şekilde yerine getirilmesi büyük önem taşır.[9]

Tarh işlemi, hukuki niteliği itibariyle incelendiğinde bireysel (sübjektif), belirtici (tespit edici), yükümlendirici, asli (icrai) ve isteğe bağlı olmayan bir idari işlem olarak kabul edilmektedir. Tarh işlemi, bireysel bir idari işlem olarak kabul edilir çünkü bir kişiye veya kuruma yöneliktir ve genel nitelikte değildir. Aynı zamanda belirtici bir işlem olarak kabul edilir çünkü vergi borcunun doğru miktarını belirlemeye yöneliktir. Yükümlendirici bir işlem olarak kabul edilir çünkü vergi borcunun ödenmesi yükümlülüğünü getirir. Asli bir işlem olarak kabul edilir çünkü vergi borcunun ödenmesine yöneliktir ve vergi borcunun tahsilatı için asli görevi yerine getirir. Ayrıca, isteğe bağlı olmayan bir işlem olarak kabul edilir çünkü vergi mükelleflerinin talebine bağlı değildir, kanunun öngördüğü şekilde yapılmaktadır. Tarh işlemi, vergi idaresinin en önemli idari işlemlerinden biridir ve vergi borcunun doğru tespit edilmesi için büyük önem taşır. Bu nedenle, tarh işleminin hukuki niteliği ve unsurları, vergi idaresi ve vergi mükellefleri açısından büyük önem taşır.[10]

Tebliğ işlemi, uygulamaya ilişkin bir usul işlemi olarak kabul edilir ve tahakkuk aşamasının başlamasına neden olan bir bilgilendirme aşamasıdır. Tebliğ işlemi, idari bir işlemin muhatabına iletilmesi anlamına gelir ve sadece bu işlem tek başına idari davaya konu edilemez. Tebliğ işlemi, vergi idaresinin vergi borcunun tahsili için yaptığı önemli bir işlemdir. Vergi borcu olan kişilere idari işlemle ilgili bilgilendirme yapılması, borcun doğru şekilde tahsil edilmesini sağlar. Ancak tebliğ işlemi, sadece bir bilgilendirme aşamasıdır ve tek başına idari davaya konu edilemez. Tebliğ işlemi, idari işlemlerin oluşum sürecinde önemli bir yer tutar. Vergi idaresi tarafından yapılan işlemlerin muhatabına tebliğ edilmesi, işlemin yasal etkisini başlatır ve muhatabın idari işleme karşı yapabileceği işlemleri belirler. Ancak tebliğ işlemi, sadece bilgilendirme amaçlıdır ve idari işlemin hukuka uygun olup olmadığına ilişkin değerlendirmeler yapılabilmesi için diğer unsurların da göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Bu konudaki Danıştay kararında “… idari davaya konu olabilecek işlemler, idarenin, kamu hizmetlerinin yürütülmesi amacıyla kamu gücü kullanarak tesis ettiği tek yanlı, kesin ve yürütülmesi zorunlu işlemleridir. Dava konusu edilen tebligat işlemi ise, idarenin açıklanan nitelikteki işlemlerinden olmayıp; bir idari işlemin muhatabına duyurulmasından ibarettir. Dolayısıyla; idari davaya konu edilmesi olanaklı değildir…” ifadelerine yer verilmiştir.[11]

Tahakkuk, vergi davası açılmaması ya da vergi mahkemesinin açılan davayı reddetmesi sonucunda gerçekleşen bir aşamadır ve kendiliğinden gerçekleşir. Tahakkuk aşaması, vergilendirme sürecinin diğer aşamalarından farklıdır ve idari işlem olarak kabul edilmez.[12]

Tahsil aşamasında tahakkuku tahsile bağlı vergilerde, tarh, tebliğ ve tahakkuk aşamaları birbirinden ayrılmaz ve aynı anda gerçekleşir. Ancak, tahakkuku tahsile bağlı olan bu vergilerin tahsil edilememesi halinde, tahakkuk ettirilmesi için ayrıca ihbarname ile mükellefe tebliğ edilmesi gerekir. Damga vergisi ve eğlence vergisi, bu tür vergilerin başlıca örnekleridir. Damga vergisi, basılı damga konulması, makbuz düzenlenmesi ve istihkaktan kesinti yoluyla tahsil edilir. Eğlence vergisi ise, belediye tarafından özel damga konulması ile biletlere eklenir ve biletler henüz satılmadan önce peşin olarak tahsil edilir.[13]

Tahakkuk aşaması, vergilendirme sürecinde önemli bir aşamadır. Vergi borcunun doğru bir şekilde tahakkuk ettirilmesi, vergi mükellefleri için önemli bir yükümlülüktür. Tahsil aşamasında, tahakkuku tahsile bağlı olan vergilerin ihbarname ile tebliğ edilmesi gerektiği unutulmamalıdır.

Tahsil işlemi ise, idari işlemin türleri açısından bireysel (sübjektif), yükümlendirici, inşaî (yapıcı), asli (icrai) ve isteğe bağlı olmayan bir idari işlem olarak kabul edilmektedir.

Tahsil işlemi, vergilendirme sürecinde son aşamayı oluşturur ve vergi borcunun ödenmesine yönelik bir işlemdir. Tahsil işlemi, idari işlemin türleri açısından bireysel (sübjektif), yükümlendirici, inşaî (yapıcı), asli (icrai) ve isteğe bağlı olmayan bir idari işlem olarak kabul edilir. Tahsil işlemi, bireysel bir işlem olarak kabul edilir çünkü bir kişi veya kuruma yöneliktir ve genel nitelikte değildir. Aynı zamanda yükümlendirici bir işlem olarak kabul edilir çünkü vergi borcunun ödenmesi yükümlülüğünü getirir. Tahsil işlemi, inşaî (yapıcı) bir işlem olarak kabul edilir çünkü vergi borcunun tahsil edilmesine yöneliktir ve ödeme yapıldığında borcun sona ermesine yardımcı olur. Asli bir işlem olarak kabul edilir çünkü vergi borcunun tahsilatı için asli görevi yerine getirir. Tahsil işlemi, isteğe bağlı olmayan bir işlem olarak kabul edilir çünkü vergi mükelleflerinin talebine bağlı değildir ve kanunun öngördüğü şekilde yapılır. Tahsil işlemi, vergi borcunun doğru bir şekilde tahsil edilmesi için son derece önemlidir. Tahsil edilmeyen vergi borçları, vergi idaresi için önemli bir sorun teşkil eder ve vergi mükellefleri için de olumsuz sonuçlar doğurabilir. Tahsil işlemi, vergi idaresi tarafından doğru ve hızlı bir şekilde gerçekleştirilerek vergi borçlarının ödenmesine yardımcı olur.[14]

  1. TAHSİL KAVRAMI

Vergi hukuku bağlamında tahsil kavramı, gelir toplama ya da alacak alma anlamına gelir. Tahsil işlemi, vergi borcunun alınarak devlet kasasına konulmasını ifade eder. Tahsil kavramının ödeme kavramından farklılığı ise, ödeme işleminde kişinin borcunu kendi iradesiyle sona erdirmesi, tahsilde ise borcun zorla alınmasıdır. Tahsil işlemi, vergi mükellefinin borcunu ödemesi için zorunlu hale getirir. Vergi borcunun tahsil edilmesi, devletin gelirlerini arttırarak kamu hizmetlerinin finansmanına yardımcı olur. Tahsil işlemi, vergi idaresi tarafından doğru ve hızlı bir şekilde gerçekleştirilerek vergi borçlarının ödenmesine yardımcı olur.[15] Ödeme ve tahsil kavramları arasındaki fark, kişinin kendi iradesiyle borcunu sona erdirmesi ve zorla alınmasıdır. Ödeme işleminde, kişi borcunu kendi iradesiyle sona erdirirken, tahsil işleminde, vergi idaresi zorla borcu alır. Tahsil işlemi, vergi borcunun doğru bir şekilde tahsil edilmesi için son derece önemlidir ve vergi idaresinin doğru ve hızlı bir şekilde gerçekleştirmesi gereken bir işlemdir.[16]

2.1. Vergi Tahsilatı Kavramı

Vergilendirme süreci, vergiyi doğuran olayla başlar ve tarh, tebliğ, tahakkuk aşamalarıyla devam eder. Vergi borcu, tahsil aşamasında kanuna uygun şekilde ödenerek son bulur. Tahakkuk etmiş vergi borcu, tahsil işleminin hukuki sebebidir ve verginin tahakkuk etmesi, vergi borcunun tahsil edilebilmesi için yeterlidir. Vergilerin kesinleşmesi beklenmeksizin tahsil edilmesi durumunda, mükellefin üst yargı mercilerine başvuru hakkı saklı tutulur.[17] Vergi borcunun tahsil edilmesi, vergi idaresi tarafından doğru ve hızlı bir şekilde gerçekleştirilmelidir. Tahsil işlemi, vergi borcunun ödenmesi için zorunlu bir aşamadır. Vergilendirme süreci içinde verginin tahakkuk etmesi, tahsil işleminin hukuki sebebini oluşturur. Vergi borcunun tahakkuk etmesi, verginin ödenmesi için yeterlidir ve kesinleşme beklenmez. Vergilerin tahsil edilmesi, mükellefin üst yargı mercilerine başvuru hakkını etkilemez.[18] Vergilendirme süreci, verginin doğduğu andan itibaren başlar ve tarh, tebliğ, tahakkuk aşamalarıyla devam eder. Vergi borcunun tahsil edilmesi, vergilendirme sürecinin son aşamasıdır. Verginin tahakkuk etmesi, vergi borcunun tahsil edilmesi için yeterli bir hukuki sebep oluşturur. Vergilerin tahsil edilmesi, vergi idaresinin doğru ve hızlı bir şekilde gerçekleştirmesi gereken bir işlemdir. Vergi borcu tahakkuk ettiği anda ödeme yapılabilir ve kesinleşme beklenmez. Mükellefin üst yargı mercilerine başvuru hakkı, vergilerin tahsil edilmesi durumunda da saklı tutulur.[19]

Vergi kanunlarında, vergi ile ilgili olarak ödeme zamanı ve şekli gibi konulara ilişkin düzenlemeler yapılmaktadır. Ancak bu düzenlemeler tüm vergileri kapsamayabilir. Düzenlemeleri bulunmayan vergilerde ise tahsil işlemleri 6183 sayılı Kanun'un hükümlerine göre yürütülür. Vergi tahsil süreci, VUK'ta tarh, tebliğ ve tahakkuk aşamaları ile düzenlenirken, tahsil aşaması hükümleri hem VUK'ta hem de 6183 sayılı Kanun'da yer almaktadır. VUK'taki düzenlemeler vergilerin rızaen ödenmesine ilişkinken, 6183 sayılı Kanun'daki düzenlemeler vergi borcunun mükellefler tarafından rızaen ödenmemesi durumunda vergilerin nasıl tahsil edileceğine ilişkin hükümleri ve yaptırımları kapsamaktadır.[20]

Verginin tahsili, devletin hazinesine geçirilecek olan tutarın mükellefin varlığından vergi miktarına denk gelmesiyle gerçekleşir. Bu süreç, Vergi Usul Kanunu'nun 23. maddesinde düzenlenmiştir ve kanuna uygun şekilde ödenmesiyle gerçekleştirilir. Ancak bu tanım, vergi alacaklısı dikkate alınarak yapılmıştır ve aslında tanımlanan kavram ödemedir. Bu nedenle, verginin tahsili yerine ödeme kavramı kullanılması daha doğru olacaktır. Verginin ödenmesi, vergi borcunun tamamının veya bir kısmının, kanuna uygun şekilde, belirlenen süre içinde ödenmesi anlamına gelir. Verginin ödenmesiyle vergi borcu sona erer ve devlete geçer.[21] Verginin tahsili, vergi borcu tahakkuk etmiş mükelleflerin vergi borçlarını gönüllü bir şekilde ödemeleri anlamına gelmektedir.[22] VUK m.23'te yapılan tanıma göre verginin tahsil edilmesi, verginin kanuna uygun şekilde ödenmesi ile gerçekleşir. Devlet, vergi borcunu vadesinde ödenmesini arzulamaktadır. Verginin ödeme tarihi, vergi kanunlarında belirtilen vade tarihleridir. Vergi borcu vadesi gelen mükellef, borcunu vadesinde ödeyebilir. Eğer vergi borcu vadesinden sonra ödenirse, gecikme zammı ile birlikte ödenir. Mükellef borcunu vadesinde ya da vadesinden sonra gecikme zammı ile öderse, alacak-borç ilişkisi kendiliğinden sonlanmış olur. Ancak bu tanım ödeme kavramını ifade etmektedir ve tahsil kavramından farklıdır.[23]

Ödeme ve tahsil kavramları arasındaki fark, vergi borcunun nasıl sonlandırılacağına dair ayrıntılı açıklamalar içermektedir. Vergi borcu, vadesinde ödenirse veya vadesi geçse bile gecikme zammı ile birlikte ödenirse alacak-borç ilişkisi sona ermektedir. Ancak, vergi borcunu ödemeyi reddeden mükellefler için idare, cebren tahsil yoluna başvurarak vergi borcunu tahsil edecektir.[24] Bu durumda, verginin zorla tahsil edilmesi söz konusu olacaktır. Tahsil işlemi, ödeme işleminden daha kapsamlı bir anlama sahiptir, çünkü ödeme işleminde borcun gönüllü olarak verilmesi söz konusuyken, tahsil işleminde borcun zorla alınması gerekmektedir.[25]

VUK’un 24. Maddesinde ise, “mahiyetleri itibariyle tahakkuku tahsile bağlı vergilerde, verginin tahsili tahakkuku da içine alır” ifadesine yer verilmek suretiyle tahsilat kavramı daha kapsamlı bir çerçeve içinde ifade edilmiştir. Buna benzer vergilerde tahsille ilgili işlemler, tahakkuku da içine almaktadır.[26]

2.2. Vergi Tahsilatının Temel İlkeleri

Vergiler, devletin en önemli gelir kaynaklarından biridir ve tahsili için idare tarafından büyük bir önem verilmektedir. Toplumsal çıkarların öncelikli olması ilkesi temelinde vergi alacaklarının tahsili için kamu idaresine özel yetkiler verilmiştir. Bu sayede, devlet vergi alacaklarını takip etmek ve tahsil etmek için genel takip sisteminden farklı ve daha etkili yöntemler kullanarak kamu gücünü ve egemenlik hakkını kullanabilir.[27]

Vergi tahsilatında uyulması gereken temel ilkeler hakkında detaylı bir çalışma yapılmamıştır, bu nedenle bu ilkeler net bir şekilde belirlenmemiştir. Ancak, 6183 sayılı Kanun'un yapısından ve özel hükümlerinden yola çıkarak, vergi tahsilatındaki bazı temel kurallar ve ilkeler belirlenebilir. Bunun yanı sıra, genel icra hukukunda ve kamu icra hukukunda geçerli olan ilkelerden de yararlanılarak ilkeler belirlenir.[28]

Vergilerin tahsilatında uygulanacak ilkelerin belirlenmesinin temel amacı, hukuk devleti ilkesi kapsamında bireyin haklarının korunması ve idarenin keyfi uygulamalarına maruz kalmamasıdır. Bu nedenle, vergi tahsilatında uygulanacak temel ilkeler aşağıdaki gibi sıralanabilir.[29]

  1. Mükelleflerin menfaatlerinin korunması ve kolaylık sağlanması ilkesi: Vergi tahsilatında mükelleflerin hakları ve menfaatleri korunmalı ve işlemler kolaylaştırılmalıdır. Bu ilke, vergi beyannamelerinin kolayca doldurulabilmesini ve vergi ödemelerinin kolayca yapılabileceğini gerektirir. Ayrıca, vergi idaresi tarafından yapılan işlemlerde mükellefin hukuki durumu korunmalı ve idarenin keyfi uygulamaları engellenmelidir.[30]
  2. Hapis cezası uygulanamaması ilkesi (ayni sorumluluk ilkesi veya mal varlığıyla sorumluluk ilkesi): Bu ilke, vergi borcunun ödenmemesi durumunda mükellefin hapis cezasına çarptırılamayacağını belirtir. Bunun yerine, mükellefin borcunu ödemek için mal varlığına el konulabilir veya diğer cezai yaptırımlar uygulanabilir.[31]

iii. Borcun para olarak ödenmesi ilkesi (kıymet itibariyle sorumluluk ilkesi): Bu ilke, vergi borcunun para olarak ödenmesi gerektiğini ifade eder. Borcun tahsilinde, borçlu tarafından beyan edilen varlıkların kıymeti esas alınır.[32]

  1. Vergi alacağının kesinleşmesi ilkesi: Bu ilke, vergi borcunun tahsilatının öncesinde, borcun kesinleşmiş olması gerektiğini belirtir. Vergi idaresi, vergi borcunun varlığına ilişkin kararın kesinleşmesi için mükellefle sürekli iletişim halinde olmalıdır.[33]
  2. Tahsilatta iktisadilik ilkesi (usul ekonomisi ilkesi): Bu ilke, vergi tahsilatında iktisadi ve etkin yöntemlerin kullanılması gerektiğini ifade eder. Vergi tahsilatında, gereksiz masraflardan kaçınılmalı ve tahsilat işlemleri mümkün olan en kısa sürede tamamlanmalıdır.[34]
  3. Vergi alacağının güvence altına alınması ilkesi: Bu ilke, vergi borcunun tahsilatı için gerekli olan tedbirlerin alınması gerektiğini ifade eder. Vergi idaresi, vergi borcunun tahsili için mükellefin mal varlığına el koyma, haciz, kefalet ve rehin gibi güvence tedbirlerini alabilir. Bu tedbirler, vergi borcunun tahsilatı için bir garanti sağlar.[35]

SONUÇ

Vergi tahsili, bir devletin en önemli gelir kaynaklarından biridir ve kamu hizmetlerinin finansmanında önemli bir rol oynar. Vergi tahsili, devletin vergi kanunlarına uygun olarak mükelleflerden vergi borçlarını tahsil ettiği süreçtir.

Vergi borçlarının tahsili, vergi idaresi tarafından yürütülen bir işlemdir ve vergi idaresi, vergi borçlarının tahsilatında özel yetkiler kullanabilir. Vergi borcunun tahsilatı için mükellefin mal varlığına el koyma, haciz, kefalet ve rehin gibi güvence tedbirlerini alabilir.

Vergi borçlarının tahsili sürecinde, mükelleflerin hakları ve menfaatleri korunmalı ve işlemler kolaylaştırılmalıdır. Vergi beyannamelerinin kolayca doldurulabilmesi ve vergi ödemelerinin kolayca yapılabileceği sağlanmalıdır. Ayrıca, vergi idaresi tarafından yapılan işlemlerde mükellefin hukuki durumu korunmalı ve idarenin keyfi uygulamaları engellenmelidir.

Vergi tahsili sürecinde, vergi borcunun kesinleşmiş olması gerekmektedir. Vergi idaresi, vergi borcunun varlığına ilişkin kararın kesinleşmesi için mükellefle sürekli iletişim halinde olmalıdır. Ayrıca, vergi tahsilatında iktisadi ve etkin yöntemlerin kullanılması gerekmektedir. Gereksiz masraflardan kaçınılmalı ve tahsilat işlemleri mümkün olan en kısa sürede tamamlanmalıdır.

Vergi tahsilatında uyulması gereken temel ilkeler, vergi mevzuatının mükelleflere yüklediği yükümlülüklerin yerine getirilmesi sürecinde mükelleflerin haklarının korunması ve işlemlerin kolaylaştırılması gerektiği prensipleridir. Bu ilkeler, vergi idaresinin mükelleflerle iş birliği içinde çalışmasını ve vergi sisteminin işleyişinde şeffaflık sağlanmasını da gerektirir.

 

KAYNAKÇA

Baykara, B. (2004). “Vergi Tarh İşleminin Hukuki Analizi”, [Electronic Version] e-Yaklaşım, 2004 Şubat, S.7 http://www.bekirbaykara.av.tr/dosya/pdf/Vergi_Tarhinin_Hukuki_Analizi_1215.pdf, (Erişim tarihi: 14.04.2023).

Çomaklı, Ş. E. (2021). “Vergilendirme Süreci”, Ali Çımat ve Ramazan Armağan (Ed.), Vergi Hukuku (115-174), İstanbul: Lisans Yayıncılık.

Doğrusöz, A. B. (2020). “Dijital Hizmet Vergisi ve Bütçe Kanunu” Dünya Gazetesi, 03.03.2020, https://www.dunya.com/kose-yazisi/dijital-hizmet-vergisi-ve-butce-kanunu/463933 (Erişim tarihi: 09.04.2023)

Erginay, A. (1995). Vergi Hukuku, Ankara: Savaş Yayınları.

Fevzi Rifat Ortaç, F: R. ve Ünsal, H. (2019). Genel Vergi Hukuku, Ankara: Gazi Kitabevi.

Kaneti, S. Ekmekci, E., Güneş, G. ve Kaşıkcı, M. (2019). Vergi Hukuku, İstanbul: Filiz Kitabevi.

Karakoç, Y. (2014). Genel Vergi Hukuku, Ankara: Yetkin Basımevi.

Kızılot, Ş. ve Taş, M. (2013). Vergi Hukuku ve Türk Vergi Sistemi, Ankara: Gazi Kitabevi.

Mutluer, M. K. (2021). Vergi Genel Hukuku, İstanbul: İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları.

Oktar, S. A. (2020). Vergi Hukuku, İstanbul: Türkmen Kitabevi, 2020.

Oktar, S. A. (2020). Vergi Hukuku, İstanbul: Türkmen Kitabevi.

Öncel, M., Kumrulu, A., Çağan, N. ve Göker, C. (2019). Vergi Hukuku, Ankara: Turhan Kitabevi, 2019, s.87.

Öz, S. (2006). Gelir Vergisinde Vergiyi Doğuran Olay, Ankara: Maliye ve Hukuk Yayınları.

Pehlivan, O. (2018). Vergi Hukuku Genel İlkeler ve Türk Vergi Sistemi, Trabzon: Celepler Matbaacılık.

Rençber, A. (2014). Vergi İcra Hukukunda Ödeme Emri, İstanbul: On İki Levha Yayıncılık.

Smith, A. (2016). Milletlerin Zenginliği, Haldun Derin (çev.), İstanbul: İş Bankası Kültür Yayınları.

Şenyüz, D., Yüce, M. ve Gerçek, A. (2021). Vergi Hukuku (Genel Hükümler), Bursa: Ekin Kitabevi.

Şenyüz, D., Yüce, M. ve Gerçek, A. (2021). Vergi Hukuku (Genel Hükümler), Bursa: Ekin Kitabevi, 2021

Taşdelen, A. (2007). “Vergi Alacağının Tahakkuku: Bir Aşama ve Bir İşlem”, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Mart 2007, C. 56, S. 1.

Yılmaz, D. (2017). “Türk İdare Hukuku’nda İdari İşlemin “Kesin”liği Üzerine Bir Değerlendirme: “Kime Göre?”, “Ne İçin?” Kesinlik, Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 2.

Taşkan, Y. Z. (2019). Vergi Hukuku, İstanbul: Adalet Yayınevi.

 

[1] Doğan Şenyüz, Mehmet Yüce ve Adnan Gerçek, Vergi Hukuku (Genel Hükümler), 12. Baskı, Bursa: Ekin Kitabevi, 2021, s.179.

[2] Mualla Öncel, Ahmet Kumrulu, Nami Çağan ve Cenker Göker, Vergi Hukuku, 28. Baskı, Ankara: Turhan Kitabevi, 2019, s.87.

[3] A. Bumin Doğrusöz, “Dijital Hizmet Vergisi ve Bütçe Kanunu” Dünya Gazetesi, 03.03.2020, https://www.dunya.com/kose-yazisi/dijital-hizmet-vergisi-ve-butce-kanunu/463933 (Erişim tarihi: 09.04.2023)

[4] Semih Öz, Gelir Vergisinde Vergiyi Doğuran Olay, 1. Baskı, Ankara: Maliye ve Hukuk Yayınları, 2006, s.36.

[5] S. Ateş Oktar, Vergi Hukuku, 11. Baskı, İstanbul: Türkmen Kitabevi, 2020, s.143.

[6] Yusuf Karakoç, Genel Vergi Hukuku, 7. Baskı, Ankara: Yetkin Basımevi, 2014, s.438.

[7] ; Dilşat Yılmaz, “Türk İdare Hukuku’nda İdari İşlemin “Kesin”liği Üzerine Bir Değerlendirme: “Kime Göre?”, “Ne İçin?” Kesinlik, Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2017, C(2).

[8] Fevzi Rifat Ortaç ve Hilmi Ünsal, Genel Vergi Hukuku, 1. Baskı, Ankara: Gazi Kitabevi, 2019, s.108-110.

[9] Yusuf Ziya Taşkan, Vergi Hukuku, 2. Baskı, İstanbul: Adalet Yayınevi, 2019, s.197.

[10] Bekir Baykara, “Vergi Tarh İşleminin Hukuki Analizi”, [Electronic Version] e-Yaklaşım, 2004 Şubat, S.7 http://www.bekirbaykara.av.tr/dosya/pdf/Vergi_Tarhinin_Hukuki_Analizi_1215.pdf, (Erişim tarihi: 14.04.2023).

[11] Danıştay 7.D., 15.06.2005 tarihli E.2004/2885, K.2005/1244

[12] Aziz Taşdelen, “Vergi Alacağının Tahakkuku: Bir Aşama ve Bir İşlem”, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Mart 2007, C.56, S.1, s.299-300.

[13] Selim Kaneti, Esra Ekmekci, Gülsen Güneş ve Mahmut Kaşıkcı, Vergi Hukuku, 1. Baskı, İstanbul: Filiz Kitabevi, 2019, s.205.

[14] Kaneti, Ekmekci, Güneş ve Kaşıkcı, s.205

[15] Karakoç, s.307.

[16] Ş. Ertan Çomaklı, “Vergilendirme Süreci”, Ali Çımat ve Ramazan Armağan (Ed.), Vergi Hukuku içinde (115-174), 1. Baskı, İstanbul: Lisans Yayıncılık, 2011, s.142.

[17] Karakoç, s.307

[18] Öncel, Kumrulu, Çağan ve Göker, s.118.

[19] Akif Erginay, Vergi Hukuku, 15. Baskı, Ankara: Savaş Yayınları, 1995, s.92.

[20] Kaneti, Ekmekci, Güneş ve Kaşıkcı, s.205.

[21] M. Kâmil Mutluer, Vergi Genel Hukuku, 2. Baskı, İstanbul: İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, 2008, s.141.

[22] Şükrü Kızılot ve Metin Taş, Vergi Hukuku ve Türk Vergi Sistemi, 5. Baskı, Ankara: Gazi Kitabevi, 2013, s.60.

[23] Taşkan, s.11.

[24] Öncel, Kumrulu, Çağan ve Göker, s.119.

[25] Osman Pehlivan, Vergi Hukuku Genel İlkeler ve Türk Vergi Sistemi, Trabzon: Celepler Matbaacılık, 2018, s.80.

[26] S. Ateş Oktar, Vergi Hukuku, 11. Baskı, İstanbul: Türkmen Kitabevi, 2020, s.144.

[27] Doğan Şenyüz, Mehmet Yüce ve Adnan Gerçek, Vergi Hukuku (Genel Hükümler), 12. Baskı, Bursa: Ekin Kitabevi, 2021, s.324.

[28] Karakoç, s.625.

[29] Karakoç, s.625; Şenyüz, Yüce ve Gerçek, s.324-326.

[30] Adam Smith, Milletlerin Zenginliği, Haldun Derin (çev.), 11. Baskı, İstanbul: İş Bankası Kültür Yayınları, 2016, s.928.

[31] Altan Rençber, Vergi İcra Hukukunda Ödeme Emri, 1. Baskı, İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, Kasım 2014, s.41.

[32] Şenyüz, Yüce ve Gerçek, s.326.

[33] Öncel, Kumrulu, Çağan ve Göker, s.117.

[34] Şenyüz, Yüce ve Gerçek, 326.

[35] Rençber, s.43.